DERS ÇALISMA
TEKNIKERI VE ÖGRENME VERIMINI GELISTIRME
Okulda
ögrencilere verilen bilgileri siniflandirirsak sunlar aklimiza gelir. Iki öge,
sözcük, olay yada eylem arasindaki iliskiler, (2x2 = 4 , Marmara Bölgesi’nin en
yüksek dagi Uludag’dir. Bir yilda on iki ay vardir, Türkiye’nin ilk
Cumhurbaskani Atatürk’tür. Mayis, Ulaabat, Iznik, Sapanca, B.Çekmece Marmara
Bölgesi’nin gölleridir. Vb. Kavramlar, kavramlar arasindaki iliskileri
belirleyen ilke ve kurallar, problem çözme, duyu organlarinin zihin ve kaslarin
birlikte çalismasini gerektiren davranislar (yürüme, konusma, spor yapma, yazma,
model uçak yapma vb.) ve duygular (dogayi koruma, derslere karsi olumlu tutumlar
gelistirme, bilinci insan sevgisi vb.)
Bu bilgiler , beceriler verilirken analiz yapma, yorumlama anlama, parçadan
bütünü, bütünden parçayi, görebilme çikarim yapma, dikkat becerisi kazanma,
metinlerdeki gizli anlamlari yakalayabilme, verilen bilgileri baska durumlara
uyarlayabilme, karsilastirma gibi özelliklerde kazandirilmalidir. Bir
deögrencinin gelisim süreci var. Insanin dogustan getirdigi özellikler, yasadigi
deneyimler , ailenin , okul arkadaslari ve diger etkilesimde bulundugu ortamlari,
iletisim araçlari vb. Gelisim sürecinde etkilidir. Okulun amaci hayata
hazirlamaktir. Bir ögrencinin hayatta kendime güvenen, ayaklari üstünde
durabilen, diger insanlarla iyi iliskiler kurabilen, sosyal ve kültürel yönden
gelismis, olumlu davranis özelliklerine sahip, katilimciligi benimsemis,
zamanini kullanmasini bilen, sistemli, üretici, sorumluluk duygusuna sahip,
saglikli bireyler olmasi arzu edilir.
Okul yönetimleri, ögretmenler, veliler, ögrenciler ögretimden en yüksek verimi
almayi arzu ederler. Biz de ögrenme verimini arttirmak üzere 1999, 2000 Bursa
Özel Nilüfer Anadolu Lisesi 7-B sinifinda bir model gelistirdik. Bu modelde
ögrenciler zamanlarini planladilar. Günlük 80-90 dakika arasi ders çalisma
süresi hedeflediler. Bunu 45+45 veya 30+30+30 gibi sürelere böldüler. Yapmak
istedikleri seyleri ödül olarak belirlediler. Belirledikleri saatte yapmaya özen
gösterdiler. Yaptiklari çalismalari bir çizelgeye kaydettiler. Ders çalisma ve
ögrenme verimini arttirma yöntem ve tekniklerini ögrendiler kendilerine uygun
olanlari kullandilar. Basarili bir uygulama oldu. Bugüne kadar ögretmenler, anne
ve babalar hatta üst kat komsularimiz, kösedeki bakkal, sehirlerarasi
yokculuklarda yanimiza oturanlar, TV’lere çikan uzmanlar hep bize “oglum/kizim
çalis” dediler.
Biz de dersleri pek ciddiye almadik, ödevlerimizi arkadaslarimizdan aldik ya da
kaba tabirle uyduruk karalamalarla göstermelik ödevler yaptik. Bunlari
yapmadigimizi velimiz sorunca ödevim yok yada bitti dedik. Bunlari yapmadigimiz
gibi kültürel, sosyal ve sportif etkinliklerde de bulunmadik. Ama sinavlar
yaklastimi panige kapildik agresif tavirlar sergiledik. Çevremizi de huzursuz
ettik. Ya da bir baskasi saatlerce çalismasina ragmen istedigi verimi elde
edemedi.
Ama ögrenmeyi ögrenme, stress yönetimi, zamani planlama, metodik ders çalisma
teknikleri vb. Kavramlarla yakinlasanlar birazcik da irade ile daha emin
adimlarla yurüyorlar, velileri daha metin ve rahat, ögretmenleri ise onlarin
basarisinin manevi hazzini tadiyor.
Ögrenme bizim farkinda olmadigimiz bir süreç. Ruh halimiz, istegimiz, bilginin
sunulus biçimi yeterli oksijen vb. Almamiz yeterli oksjen almamiz, ögrenme
sürecinde etkili.
Ögrenmenin en büyük engeli stresstir. O yüzden ögrenci stressten ve kaygilarda
uzak durmali. Beynine gönderecegi mesajlarla kendini rahatlatmalidir. Bu orada
dengeli beslenmede beynin çalismasinda önemlidir. Uyku düzeni de unutulmamalidir.
Beden ve ruh sagligi ögrenme sürecinde çok önemli. Ne kadar çok duyu organimizla
bilginin girisi yapilirsa o kadar çok ögrenme artar. Ilgimizi çeken bir konuysa
beynimizin alicilari daha çok açik olur. Ögrenilen konunun önemli oldugu
düsünülmelidir. Aldigi bilgiyi eski bilgilerle birlestirirse beyinde daha kolay
hafizaya aktarir. Bir iblgi ne kadar çok tekrar edilirse, çok degisik
kanallardan beyne kaydedilirse bu yigilma etkisi yapar ve performansi arttirir.
Bir de söyle ögrenciler vardir, derslerinde basarilidirlar, ödevlerini yaparlar,
düzenli kitap okuma aliskanliklari vardir, bir müzik aleti çalarlar, güzel
sanatlarla ilgilidirler, sporla ilgilidirler, bazilari spor kluplerine devam
etmistir, örnek davranislar sergilerler.
Bu ögrencilerin 3-4-5 yaslarinda bu özellikleri önemli oranda olusmustur.
Insanin zihinsel ve sosyal gelisimi bu yaslarda tamamlanir. Okul ana baba okulu
adli Buttim’de bir seminer düzenlemisti.
Oradaki konusmaci Adnan Kulaksizoglu sorunlar ergenlik döneminde ortaya çikmaz.
Mevcut sorunlar belki farkina varilir demisti. Bir veli sunu diyebilir” benim
çocugum 3-4-5 yaslarinda bu özellikleri kazanmadi. Biz treni kaçirdik mi?” Tabii
ki hayir ama bu özellikleri kazananlar da bir davranis biçimidir. Asansör ve
yürüyen anahtar veya sifre ile çalisan merdivenleri kullanip istenilen noktaya
ulasabilirler. Bu onlarda bir davranis biçimi , digerleri ise merdivenleri
kullanip yukariya çikabilirler. Bu biraz zordur yari yolda kalinabilir. Ama ve
kolay ki bir yemek yerden bile çignemeden yutmuyoruz. Her lezzetin bir zahmetin
külfeti var.
Birinci dönem bitmisti, yariyil tatiline girdik, kisisel gelisim tarzi bir kitap
almistim. Bir solukta bitirdim. Sonra düsündüm üniversitede ögrendiklerimi,
hayatin bana ögrettiklerini, yazili kaynaklardan okuduklarimi birlestirip bir
çalisma modeli ortaya koyabilirim. Kolay anlasilir, madde madde cümleler yazdim.
2. Dönem basladi bunlari ögrencilere verdim. Velileri okula çagirdim. Bir aksam
yemeginde bir araya geldik. Onlara 2.dönem basinda itibaren meseleye daha ciddi
yaklasmamiz gerektigini anlattim. Modelde ilgili bilgi verdim. Onlar da meseleye
olumlu yaklastilar. Zaten veliler desteklemese, ögrenciler sevmese, inanmaya bu
is zor olur. Veliler, “ben her türlü ihtiyacini karsiliyorum, hiçbir sikintisi
yok, benim üstüme düsen vazifeyi yaptim.” Diyebilirlerdi. Ama bu bilinçli
velinin programda çok ümitliydim, gençler yetiskinlerin sözlerinden çok
yasitlarindan etkilenirler, toplumda yer edinmek isterler. Grup psikolojisi ile
birbirlerinden etkileneceklerdi. Hep birlikte basarmayi isteyeceklerdi.
Daha sonra velileri evlerinde ziyaret etmeye basladim. Programi anlattim.
Ögrenciye göre sekillendirdik. Çünkü her ögrencinin farkli ögrenme tarzi vardir.
Kasarlar alinirken ögrenci, veli, ögretmen birlikte karar alindi. Üçlü
görüsmeler çok faydalidir. Çünkü karar ögrencinin kendi kararidir, kendi karari
oldugu için sahip çikar, çocuklarimiza katilimcilik ve sorumluluk duygusu da
asilanmali. Programda belirli bir yatis saati belirtiyorlardi. Ögrenci bir saat
söylüyordu, bazi veliler de ögrencinin söyledigi saati geç buluyor ve ikisinin
arasi bir saatte anlasiliyordu. Ziyaretine gitmeye firsat bulamadiklarini
telefonla arayarak bilgi verdim. Bir iki hafta sonra Aksam Gazetesi’nde teslim
Kazasker’in “Zamani Planlamak” adil yarisi çikti. Oradaki bilgiler benim
verdigim bilgilerle üstüste, fotokopi ile çogaltip dagittim, sinifada bir tane
astim.
Bu modella tavsiye edilen teknikeri ögrenciler kendilerine göre yorumlayip
kullandilar. Ruh ve beden sagliklarin dikkat ettiler, zamanlarini planladilar,
tabii ki çok kati degil esnek bir program uyguladilar zamanla ögrenciler kendi
sistemlerini olusturdular ve basardilar. Zamanimizi planlamaliyiz. Bu günlük
zamanimizi planlamak ve ders çalistigimiz zamani planlamak seklinde olmalidir.
Programdaki bazi maddeler herkes için geçerli bazilari ise kisinin ögrenme tarzi
tercihine göre yorumlanmalidir.
Öncelikle ögrenci ders çalismasini engelleyen etkenleri belirlemeli ve çözüm
yollari arastirmali. Engellerden biri de televizyondur, sürekli takip ettigi
programlari tespit etmeli. Diger maddeleri uygulamak için istek duymali.
Kendisine bir replik ve slogan bulmalidir. Bu içinde bir cosku atesi yakacaktir.
Uyku düzeni ögrenmede çok etkilidir. Kisinin belirli bir yatis saati olmalidir.
Vücudumuzun da bir saati var. Çok gece bir saatte yatilsa ve uyku süresi uzun
olsa bile kalktigimizda kendimizi dinlenmis hissedemeyiz. Diyelim ki saat 23 de
vücudumuz dinlenme ihityaci hissetti, ama bir 01.30 a k adar TV seyrettik veya
ders çalistik, ne oldu iki buçuk saat vücut ayakta kalabilmek için asiri enerji
sarfetti ve daha da yorgun düstü. Geç yatmak, sabah uyanmada zorluk çikaracaktir.
Okula gelince uykusuzluk oldugu için ögrenme performansi düsecek vb. Bu bir kere
olsa vücut dengeyi saglar ama bu aliskanlik halini almissa velinin takibi ve
ögrencinin istegiyle belirli saatte yatmaya alisilmistir. Önemli olan çok uyumak
degil, gerektigi zaman gerektigi kadar uyumaktir. Erken uyanirsak kendimizi
zinde hissederiz. Geç uyanirsak bu rehavete, isteksizlige sebep olur, ögrenme
verimi düser. Istedigimiz seyi bir ödül olarak yapmaliyiz. Diyelim ki çok
sevdigimiz bir dizi var, dersimizi çalisip ben bunu hakettim diyerek
seyretmeliyiz. Uzun süreli ders çalisma konsantrasyonu bozar. Bu yüzden 40-45
dakikalik ders çalisma tavsiye edilir, bir ara verilir ve ikinci bir 45 dakika
çalisir. Biz ögrencilerimiz için günlük en az 90 dakikalik bir ders çalisma
süresi belirlemistik. Bu süre az bulunabilir ama çok yüksek hedefler belirleyip
yapmaktansa az ama devamli yapilabilecek olani tercih ettik. Bu doksan dakikayi
ögrenciler 45 dakika çalisma 15 dakika dinlenme 45 dakika çalisma ya da 30
dakikalik üç çalisma ve aradalarda ona dakikalik dinlenmeler seklinde
uyguluyorlardi.
Arzu eden bu süreyi uzatiyordu. Ögrenci ve veliler bir buçuk saate kendilerini
sartlandirmisti. Bir gün bir veli ile görüsüyorduk. Ögrencinin mutlaka bir buçuk
saatlik çalismasini yaptigini zamanini ona göre planladigini ve ondan sonrna TV
deki sevdigi programini izledigini söyledi. 45 + 45 yada 30 + 30 + 30 luk sürede
ögrenciler ödevlerini yapiyor ve sinavlara hazirlaniyordu. Bir de bazi
çocuklarin ders çalismak olarak görmedigi kendini gelistirme çalismalari var.
Bunu zorunlu tutmamistik. Bir 45 dakikayi da buna ayirmalarini ama tavsiye
etmistik. Zaten hedefi olan insan düzeni çalisma ya istiktan sonra bunlari
kendiliginden yapacaktir. Burada ders tekrari yapmalarini Ingilizce kitaplar
okumalarini, Fen Bilgisi ve Matematik dersleri ile ilgili degisik kaynaklardan
soru çözmelerini, Tarih, Cografya, Din Kültürü gibi derslerin eski konularini
tekrar etmelerini vb. Çalismalarda bulunmalarini tavsiye ediyorduk.
Dinlenme araliklari beyine ögrendiklerini özümseme firsati tanir. 3-4 farkli
renkte kalem kullanmak , sikilmayi önler. Üst üste ayni ders çalisilmamalidir,.
Ilk bölümde A, ikinci bölümde B üçüncü bölümde C dersi gibi. Ama A dersin uzun
süre ayrilmasi gerekiyorsa ilk bölümde A ikinci bölümde B dersi üçüncü bölümde
tekrar A dersi gibi olabilir. Beyin sürekli ayni dersi çalisirsa kisi
sikilabilir ve dikkati dagilir.
Beynimiz yorulmaz ancak hep ayni konuyu çalismak gerginlige sebep olur,
konsantrasyonumuz bozulabilir. Farkli bilgiler beynin farkli bölgeleriyle ilgili
oldugu için beynin o bölgesindeki bilgi girisi durunca o dersle ilgili bilgileri
özümseme firsati bulur.
Yeni bilgi ile önceki bilgiler arasinda baglanti kurulursa beyin onun önemli
olduguna karar verir ve bilgi kalici olur. Çalisan konu bir süre sonra
unutulabilir ne kadar çok o bilginin girisi yapilirsa ögrenme performansi artar.
Çalisma periyodunun son bes dakikasinda o bölümde ögrendiklerine tekrara
ayirmalidir. Böylelikle tekrar sayisi artar hem de ara vermeden önce beyne giren
son bilgiler daha kalicidir. Çalismaya baslamadan önce ilk ve son paragraflara
göz gezdirilmelidir. Böylelikle konunun ana hatlari belirir, böylece beyin
anlamli baglantilar kurarak girisi yapilan bilgiyi kaydeder.
Artan yayinlarindan çikan “Basari Üniversitesi Tüm Ögrenciler Için Metodik
Çalisma Teknikleri” adli kitapta ögrenilen bilginin ilgili olarak tekrar yoluyla
kavranmasiyla bir konuyu derste dinleyecek %20 sini ayni konuyu kitaptan
okuyarak %40 ini ayni konunun yazili özetini çikararak %60 ini ayni konuyu
baskasina anlatarak %80 ini kavrariz.
Bu oranlar dogrudur yanlistir ama tekrarin önemi büyük dinledik, okuduk, yazdik,
anlattik bilginin %80’ine sahip olduk. Ayrica konu bitiminden sonra on dakika
içinde bir tekrar yaparsak yigilma etkisi yapar bu o çalismanin verimini %10
arttirir. O yüzden çalisma periyodu sonunda bes dakikayi tekrara ayirmaniz
tavsiye edilmisti. Ögretmenlerde o dersten daha iyi verim almak istiyorsa son
dakikalarini tekrara ayirmalidir. Ögrencide bunun beyinde daha iyi yer etmesi
için yapildigini bilmeli, zil ne zaman çalacak sorusundan kendisini uzak
tutmalidir. Bir ögretmeni de motive eder. Ögrencilerinden aldigi olumlu
mesajlardir.
Bir de genelde ihmal ettigimiz bir seyde eve gidince tekrar. Diyebilirsiniz
“bütün bunlari ne zaman yapacagiz” O günkü derslerde ögrenilenleri tekrar için
çok uzun zaman ayirmaya gerek yok, eve geldiginizde müzik dinlerken, balkonda
oturup taze sikilmis portakal suyumuza yudumlarken derste aldigimiz notlara 2-3
dakika göz gezdirmemiz faydali olur. Okumamiz sart degil gözümüz gördüklerinin
resmini çekip beyne gönderiyor, zaten konuya asine oldugu için o resimler hemen
gündüz derste ögrenciler bilgilerin yanina gidiyor. Bazi ögrencilerin eger ev
ödevi verilmemisse bir daha o dersin kapagini bir sonraki derste çatigi
düsünülürse gerekliligi anlasilir. Beyinde sürekli bu konuda girdi yapiliyor
demek önemli diyerek kalici açtiriyor. Bir de bir metni okumadan önce ilk ve son
paragraflara yüz atin, önceki bilgilerle baglanti kurun diyoruz. Beyni ögrenmeye
hazirlayin diyoruz. Düsünün “Simple pasttense”in kullanim yerlerini kolayca
ögreniyorsunuz ama” presentperfect tense” de biraz zorlanabiliyorsunuz. Neden
simple pasttense ile zihninizdeki anadildeki geçmis zaman kavrami arasinda
iliski kurup ögreniyorsunuz. Ama diger açikta kaliyor, beyninizde yer etmesi
için biraz zaman geçiyor.
Bir sonraki günün derslerine de göz atmaliyiz. Gene bunun için fazla zaman
ayirmaya gerek yok. Sadece basliklara, varsa resim, grafik, sema vb. Seylere göz
gezdirmemiz yeter. Tabii vaktiniz varsa ve istiyorsaniz daha dikkatli
incelemenize engel yok.
Bunun bize ne faydasi olacak? Ertesi gün derslerde girdiler yapildikça gelen
bilgi yabanci olmadigi için beyinde ilgili yere eski bilgiye de tutunarak
gidecektir. Hemen böyle bir soru gelebilir, o günkü derslerimize göz gezdirmeyi,
ertesi günkü derste içinde konunun paragraflarini, basligina ve görsel
sembollere göz gezdirmeyi faydali buluyorsunuz ve birkaç dakika yeterli
diyorsunuz, bu dogru mu?
Cevap evet, biraz önce de dedigim gibi duyu organlarimizla alinan bilgiler
beyine gidiyor, beyne giren her girdinin somut olarak çiktisini almiyoruz ama
bilinçaltinda kaydediliyor. Bir filmi izlerken saniyede tam net sayisini
bilmiyorum. Ama birden fazla resim geçiyor , bunlar arka arkaya geçerken biz
bunlari hareketli olarak izliyoruz. Bu resimlerin arasina bir mesrubatin reklami
konurmus. Biz bunu algilayamayiz ama beynimize o görüntü ulasir. Sinemada filmi
izleyenlerin ara verildigi zaman hemen o mesrubati almaya gittikleri gözlenmis.
Demek ki o bilginin önemli olduguna kendimizi inandiracagiz ve kendimizi
ögrenmeye hazirlayacagiz. Frederic Vester’e göre isteksizlik, korku ve yabanci
bilgi gibi uyaranlar stress mekanizmasini harekete geçirir, böbrek üstü bezleri
adrenalin ve noraadrenalin salgilar. Beyinde sinaps denilen hücreler arasi bilgi
akisini saglayan noktalar vardir. Tehlike sinyali olusur ve düsünce durur. Çünkü
stress hormonlari sinapslardan akim geçmesini önler ve düsünce, ögrenme bloke
olur. Artik ögrenci cam fanusla çevrelenmistir, ögretmenden gelen bilgi fanusa
çarpar ve geri döner.
Bu tip seyleri hafife aliyor olabilirsiniz, dis macunu rehl anlarinda dis macunu
firçanin üstünü tamamen kaplar, insanlarda farkinda olmadan böyle yaparlar,
aslinda az bir miktar yeterlidir. Bu arada egitimi insanlar olarak dislerimizi
koruyoruz degil mi? Sanirim ögrenmeye kendinizi hazirlayin derken haklilik payi
oldugunu kabul ettiniz.
Bir ögrencimin Ingilizce dersiyle ilgili sorunu vardi, derslere katilmaz ve
bazen ders ortamini bile bozardi. Yillardir Ingilizce dersi onda negatif seyler
uyandirmis ve basarisiz olmustu. Daha sonra bunu asmak için o sinifa giren iki
Ingilizce ögretmeni çaba gösterdi. Bir ara ayni durumdaki arkadaslarinin yavas
yavas basarmaya basladigini gördük. Daha öncede dedigimiz gibi gençler
tasitlarindan daha çok etkilenir.
Derste soru sormaya baslamis, on anlamadim diyordu ayni sey dörtbes defa tekrar
ediyordu. En sonunda baska bir ögrenci yeter diyene kadar o soru sormaya devam
ediyordu, stress mekanizmasi hala çalistigi için ne kadar basitlestirerek
anlatsam anlamiyordu. Çünkü kendini cam fanusla çerçevelemisti. Sonradan o
sorununu da asti basardi, basardikça daha basarili olma arzusu duydu. Ögrenmeyi
engelleyen bir baska sey de ast siniflarda ögrencilerin anlattiklari. Üst
siniftaki ögrenciler X sinifinin A dersi çok zor sandiniz dedikleri zaman
ögrenci üst sinifa geçtigi zaman o dersle ilgili korku ve stress mekanizmasi
devreye girdigi için daha basta düsünce ve ögrenme engellenmekte. Ama siz stress
yönetimini bilen kisiler olarak onlarin cümlesini söyle algilayacaksiniz. Evet
bu ders zor olabilir, benim kullanabildigim sürece basarmak için yeterli
potansiyelim var, zamanimi planliyorum, ders çalisma tekniklerini biliyorum
birazcik zorlansam bile basaracagima inaniyorum.”
Üst siniflarin zarari sadece bununla kalmiyor, okullar son haftasiydi derse
geldigim sirada bir ögrenci bir ders kitabinin yapraklarini koparip koparip saga
sola atiyordu. Bir arkadasim Manisa’daki bir okuldaki idareci arkadasimi
ziyarete gitmis, bu tatil baslangicinin hemen ertesine rastlamis, ögrenciler
okulun son günü her yere zarar vermisler. Kitabi koparmaya okula zarar verdiren
sey neydi? Üst siniflardan gördügü için olusan okulun son günü böyle yapilir.
Iki kisi arasinda genelevle ilgili konusma geçmis, biri digerine geneleve
gitmenin olusturacagi zararlari anlatmis, digeri de onun söylediklerine karis
fikirler sunmus, o zaman biri digerine sormus geneleve gitmenin gerekliligine
seni inandiran kim? Digeri cevap vermis “abim”
Sinavlarda da stress basariyi engelliyor, gene oyal mekanizma devreye girip
bilgilerin akisini engelliyor, öncelikle kaygilanmasina sebep olacak düsünceleri
çagristiracak ve sonucun olumsuz olacagina inanir. Sinav öncesi ders çalismak
ister ama bir engel çikar, çok çalisir ama sinavda ögrendiklerini hatirlayamaz
ya da basit yanlisliklar yapar, soruda buna göre hangi sonuca varilamaz veya
asagidakilerden hangisi parçada geçen bir bilgi degildir dese bunu sonuca
varilabilir veya bilgidir olarak algilayabilir. Pek çok ögrenciye sinavinin
nasil geçtigini sordugumda çok basit yerlerde hata yapmisim cevabini vermistir.
Sinava kadar bir ögrenci yapabilecegini yapmistir, sinav basladiktan sonra kaygi
duymanin bir faydasi da yoktur. Olumlu yasamanin gücünü kullanarak bunlardan
uzak durmaliyiz, güvendigimiz insanlardan yardim isteyebibiliriz.
Verilen örneklerden anladigimiz kadariyla ögrenmede endiseye yer yok ancak bu
kavrami keske baska bir sözcük karsilasa ama endise etmemiz gereken seyler de
var. Sanirim Ingilizcede de bu ayirim yapilmamis çünkü Douglaj H.Brown,
Principles of Language Learning and Teaching adli eserinde ögrenmeyi etkileyen
kisisel faktörleri sayarken endiseye de yer veriyor. Bunlari facilititative
anxiety ve debili tative anxiety olarak isliyor. Bir ögrenci sabahleyin derse
geç kalmaktan, derste yapacagi uygunsuz bir davranisla ögretmenini üzmekten,
arkadaslarina kötü örnek olmaktan, ders araç ve gerçeklerini unutmaktan, derste
dikkatini toplayamamaktan vb. Enndise etmelidir. Bunlardan hedefi olmayan
rüzgarda savrulan yaprak misali ögrenciler endise etmez. Hedefi olan birögrenci
derse zamaninda gelmesi , uygun davranislarda bulunmasi, araç ve gereçleri
getirmesi, arkadaslarina iyi örnek olmasi, daha verimli bir ögrenme için
dikkatinin derst olmasi gerektigini bilir ve buna inanir. Bunlarla yeni
tanisanlar ise bir süre sonra bu sekil yasamaya alisacaktir ve bu onun için bir
yasam biçimi olacaktir.
Biraz geride kaldi ama “derse motive olmanin ve ögrenmenin kaliciligi için
tekrarin önemli oldugunu söylediniz ve degisik seyler önerdiniz, peki bunlara
zaman yetermi” seklinde bir soru vardi. Bir ögrenci düsünün bu ögrenci
ödevlerini son ana birakiyor, sinavlar yaklasinca telasa düsüyor ama siz
farklisiniz, 2000 yilinda ögrencilerimizle uyguladigimiz zaman planlamasi
modeline göre çalisiyorsaniz.
Tercihinize göre seksen ve doksan dakika ders çalisiyorsunuz, en fazla on bes
dakikanizi o günkü derslerin tekrarina ve ertesi günkü derslere göz gezdirmeye
ayiriyorsunuz, on dakikada yatmadan önce aldiginiz çalisma notlarina
bakiyorsunuz toplam 125 dakika bu da iki saat bes dakika eder ve siz bunu hergün
yaptiginiz için kaygilardan uzaksiniz, basarilisiniz, iki saat bes dakika
fedakarlik çok degildir, hem de asli görevinizin ögrencilik oldugunu
hatirliyorum. Kabaca xögrencisini düsünelim, saat 16.45 de eve geldi. 17.15 -
18.30 arasi disariya çikti, arkadaslariyla görüstü, spor yapti, 18.45-19.30 ile
19.45 -20.30 arasi dersini çalisti. Babasi ticaretle ugrasiyordu ve bu siralar
eve geldi. 20.35 de aksam yemegini yemek için bir araya geldiler. Saat 21.00 de
en sevdigi televizyon programi vardi, ders çalismasinin ödülü olarak, zafer
kazanmis bir kumandan edasiyla programi seyredebilirdi. Saat 22.45 de o gün
çikardigi ders notlarina bes-on dakika göz gezdirdi. Planladigi sekilde saat 23
de yatti. Bu arada cani istedigi ister okuldan gelince bir sirada balkonda
portakalli, greyfurt suyunu içerken isterse sevdigi programin reklam arasinda o
günkü ve ertesi günkü derslere de göz atmisti.
Ertesi gün dinç bir sekilde uyandi, teni ve güzel bir gün onu bekliyordu.
Yazarak çalisma ihmal edilmemelidir, cümlelerimiz kendi cümlelerimiz olmalidir,
kendi cümlelerimizi daha kolay hatirlariz. Soru cevapli özetlerde gerek
duyulursa çikarilabilir. Kitaptaki önemli yerler çizilebilir, aklima Ingilizce
derslerinde okuma parçalarinda geçen yeni sözcükleri fosforlu kalemle /
tektlimerla çizdirmem geldi. Bu kalem konusunda çok israrliydim, bu kalemleri
getirmeleri ve ögrenilen kelimelerin altlarini çizmeleri, onlara sinavda
kolaylik sagliyordu. Ayrica kelimenin hangi baglamda geçtigini kolayca
görüyorlardi.
Çok önemli noktalar ufak kagitlara yazilmalidir, bunlar bir paraya
ilistirilebilir veya yapiskanli kagitlar bu is için kullanilabilir. Bunlar
sürekli gündem de kalarak gözümüz gördügü sürece beynimize girdi yapar.
Yapmam gereken birsey bana söylendiginde veya aklima geldiginde bunu bir yere
yazarim, ama o kagida bakmadan aklima gelir, ya da yazdigim aklima gelir,
yazdigim sey de yapmam gerekendir. Belki de bilinçaltina önemli oldugu
kaydediliyor ve unutulmuyor. Ayrica bir yerde söyle bir söz görmüstüm, unutmamak
için kaydetmek lazim.
Arzu edenler yazdiklari notlari yüksek sesle tekrar edebilirler. Uyumadan önce
çikarilan özetlere göz atilmalidir. Dikkat ederseniz uyumadan önce seyrettigimiz
film veya konusmalariniz, sizi uyku sirasinda da etkiler. Buradan da su
anlasilabilir. Uyumadan önce okuduklarimiz beyinde daha kalici oluyor.
Bir ögrencinin derste ögrendiklerini ve daha önce çalistiklarini hesaba
katmayalim, bir aksamda ögrenci konuyu okuyor, kendi cümleleri ile not aliyor,
çokönemli noktalari da yapiskanli kagitlara yaziyor, ara vermeden önce kisa bir
tekrar, yatmadan önce çikarilan notlara göz atiyor, görüldügü gibi yapilan
tekrarlar beyinde yer etmesini sagliyor. Duyarak ögrenmeyi tercih edenler,
çikardiklari notlari kendileri sesli olarak uyuyabilir yada bir baskasina
okutabilir. Bir baska ise ögrendiklerini bir baskasina anlatirsa ögrenebilir.
Ögrenme tarzi tercihine uygun tekniklerin sayisini arttirabilir.
Sinavlar öncesi çikarilan notlara göz atilabilir, ama kitaptan okumak kafa
karistirabilir. Çünkü çikarilan notlardaki bilgiler diger bilgileri
çagristiracaktir. Ben 172 sayfalik bir kitap okumustum. Bu kitaptaki bilgileri
kullanarak üç sayfa kadar tutan notlar almistim. Ama oradaki her bir cümleyi üç
sayfa anlatabilirim. Çünkü o cümle diger bilgilerinde anahtaridir.
Aksortislerden istifade etmeliyiz. Hatirlamak istedigimiz sözcüklerin ilk
harflerini kullaniriz.
Örnek : Güney Marmara’nin göllerinin adlari nedir?
Uluabat Sapanca, Iznik-Manyas
U S IÞ
M
Manyas
Iznik
Sapanca
Uluabat
Ingilizce’de Eylül, Ekim,Kasim,Aralik aylari karistirabilir, bunu lisedeki
Ingilizce ögretmenim söylemisti.
S O NÞ
D
December
November
October
September
Üniversitede Uygulamali Dilbilim dersinde motivasyon konusu vardi. Bunu semaya
döküp ögrenmistim.
Motivasyon Motivasyon kaynagina
göre
Motivasyon çesitleri
(amaca göre) Intrinc extrinic
Örnek örnek
Ihtiyaç açisindan
1. The Need For Exploration
2. The Need For Manipulation
3. The Need For Activity
4. The Need For Sitimulation
5. The Need For Kronuladge
6. The Need For Ego-enchancement
Her bilgi ögrenilirken bu bilginin neyin bir parçasi oldugu bilinmelidir.
Uygulamali Dilbilim dersinin ders kitabinin dili çok agirdi. Dilbilim dersinin
ders kitabinin dili çok agirdi. Bazen gerginlik oldugu için alicilarim kapanirdi,
okurdum okurdum anlayamadim. Bazen de okudugumuz cümleleri gayet güzel anlardim.
Ama konu bitiminde aklimda sadece son cümle kalirdi. Her bilgi ögrenilirken bu
bilginin neyin bir parçasi oldugu bilinmelidir. Bu derste genel bir konu alt
basliklari onun alt basliklari ve degisik yönlerden siniflandirmalar ardindan
tekrar genel basligin alt basligi bu böyle sürüyordu. Sonra konularin semalarini
çikardim.
Basliklara kendi cümlelerimle açiklamalar yazdim, varsa örnek yazdim. Artik
Motivasyon’un ögrenmeyi Etkileyen Kisilik Faktörlerinden alti faktörden biri
oldugunu biliyorum. Daha sonra motivasyon tiplerini taniyorum ve motivasyonun
kisinin kendisinden veya disaridan bir sebeple olustugunu biliyorum. Artik hoca
bana bir firmanin elemanlarini mesleki açidan gelistirmeleri için yurtdisina
gönderiyor dese, bende ona bu kisinin açiklamalarda bulunarak Instrumental ve
extrinsic motivationu oldugunu söyleyebilirim. Sunu da ilave edeyim arkadaslarla
da birbirimize anlatirdik. Iyice pekistirdik. Ayni seyi Türkçe derslerinde
görüyoruz. Ögretmen verilen cümleyi, anlam, yapi, ögelerinin dizilisine,
çatisina ve yüklemine göre yaziniz diyor. Ögrenci belki hepsini gayet iyi iliyor
olabilir ama aralarinda bir anlam iliskisi kurmadigi için soruyu anlamakta
güçlük çekiyor.
Varliklara Varliklarin Varliklarin Basit Isim Türemis Birlesik
Verilisine oluslarina sayilarina isim isim
göre göre göre
özel cins somut soyut Tekil cogul topluluk
isim isim isim isim isim isim ismi
isimden sifattan fiilden yansimadan
türemis türemis türemis türemis
isim isim isim isim
Bu tip çalismalar ögrencinin konuyu bütün olarak görmesini saglayacaktir.
Bazen de yanlis çikarimlar yapabiliyor. Ali okula gitti. Cümlesinde gitti
yüklemdir. Cümleyi yüklemine göre incelersek bir fiil/eylem cümlesidir. “Gitmek”
olarak sözcük türleri açisindan fiildir. Ögrenci cümleleri ögelerine göre
incelerken veya sözcük türüne bakarken fiil/eylem ile yüklemi birbirinin yerine
kullanabiliyor. Diger bir konuda her yüklem fiil/eylem degildir. Ali ögrencidir
(yüklem) bu cümleyi yüklemine göre incelersek isim cümlesidir.
Derslerde uygulamalari mutlaka yapilmistir. Derste de ögretmenin ve
arkadaslarinin yaptigi alistirmalari dikkatle incele, sende katilmaya çalis,
Türkçe dersinde bir cümleyi incelemek isteniyorsa, sen kalk yap. Fen Bilgisi
dersinde bir problem sorulmussa kalk çöz, Ingilizce dersinde yapilan
alistirmalara aktif olarak katil, Arkadaslarim bana gülerse, ya yanlis yaparsam
gibi düsüncelerden uzaklas. Hem yanlis yapsan bile dogrusunu ögrenirsin. Gene
kendimden ve uygulamali dilbilim dersinden örnek vermek istiyorum, ögrenme
stratejileri diye bir konu vardi. Buna kabaca bir kisinin bir seyi ögrenirken
kullandigi teknikler diyebiliriz. Bir tabloda da bunlarin neler oldugunu kitapta
verilmis. Derste degisik ögrenci tipleri ve durumlari olusturduk. Ögretmenimiz
verilen bilgilere göre hangi stratejilerin kullanilacagini anlatti. Siniftaki
ögrenciler degisik örnekler yapti. Sinavda da buna benzer sorulari sorulmustu.
Ben ögrenme stratejilerini çok iyi bilebilirim, kitabi satir satir okumus
olabilirim. Ama derse gelmeseydim veya gelipte baska seyle ugrassaydim, kisilere
ve durumlara göre stratejilerin belirlenmesini ögrenemezdim.
Demek ki dersi derste ögrenecegiz, ögrenirken ögrendigimiz bilginin önemli
olduguna inanacagimiz böylelikle beynimiz alicilarini daha iyi asacaktir. Daha
sonra ne kadar çok tekrar edersek unutma azalacak ve ögrenme verimimiz
artacaktir. Artik alistigimiz sadece ders kitabini okuyarak ders çalisma
tekniginin tek basina yeterli olmadigini biliyorsunuz. Kendimize ders çalismak
için bir defter edinin veya Cumhuriyet Caddesi’nde toptan kirtasiye malzemesi
satan yerler var, orada beyaz parsömen kagidi, 950.000, 175 tanelik 300 tanelik
baska bir marka kagit 2.500.000 TL idi. Daha ekonomik olsun derseniz sari yada
samanli kagit tabir edilen kagitlardan alabilirsiniz. Önemli noktalari yazacagiz.
Yapiskanli kagitlar temin edin, önemli yerlerin altini çizmek için fosforlu
kalemler, not alirlar, özet çikarirken kullanmak üzere renkli kalemler temin
edin. Kendinize klasör ve cep dosyalari edinin derslerde ögretmenin verdigi
fotokopileri, degisik kaynaklardan çektiginiz fotokopileri daha sonra
çikardiginiz saklanmasi gereken çalisma kagitlarinizi vb. Koyun. Yoksa herbiri
baska bir yerdeki kagitlari bulmaniz zor olur.
Odanizda bir panonuz olsun, panonuzda haftalik ders programiniz, sinav
tarihleri,yapmaniz gereken ödevler olsun. Üzerinde haftanin günleri yazan bir
tablo hazirlayin ve yaptiginiz ders çalisma ve gelisim faaliyetlerinizi
kaydedin.
Bunu yapmalarini ögrencilerine tavsiye etmistim. Böylelikle kendinizi takip
etmis olursunuz, bunu bazi ögrenciler gereksiz bunda, A.B.D. li Profösör
Reberrca Ç.Oxford’da “Weekly Schedule” adli benzer çalismayi tavsiye ettigini
geçenlerde kitabinda gördüm. Demek ki yaptigimiz bu çalismanin bir faydasi var
ki A.B.D.’de uzmanlar ayni seyi tavsiye ediyor. Hem hiçbir faydasi olmasa bile
insan ne kaybeder? Haftalik ders çalisma takip çizelgerinizide panoya koyun.
Sizi motive edecek güzel sloganlar bulun ve onlari görebileceginiz bir yere
asin, Matematik ve Fen Bilgisi derslerinde ögrendiginiz formülleri , Ingilizce
derslerinde yeni ögrendiginiz kelimeleri, küçük kagitlara aldiginiz notlari hep
panonuza koyun.
Fen Bilgisi ve Matematik derslerinde ögrendiginiz konularla ilgili bol bol
sorular çözün, bu sinavda çikacak soru çesitlerine sizi asina kilacak ve çözme
sürenizi azaltacaktir.
Diger derslerde özet çikarin, semalar çikarin, aksarti, (Geç harfleri kullanmak)
lerden faydalanin küçük kagitlara notlar alin, önemli noktalarin altini çizin,
varsa kitaplarin bölüm sonlarindaki özetleri okuyun varsa sorulari çözün,
zamanimiz müsaitse yardimci kaynak ve warkbooklardaki alistirmalari yapin,
isterseniz yazdiklarinizi sesli olarak tekrar edin, bir baskasina anlatin, bir
baskasindan dinmleyin, kendi ögrenme tarziniza göre kullanacaginiz teknikleri
arttirabilirsiniz. Son paragrafta anlattiklarimi okumustunuz ama tekrardan zarar
gelmez.
Bazi ögrenciler için bilgisi zihninde canlandirmasi zihninde betimlemelesi,
duygularini isin içine katmasi onun ögrenme performansani arttirabilir.
Çalistigimiz ortam düzenli olmalidir. Odamiz havalandirilmis ve toplu olsun.
Unutmayalim, bütün bunlari yaparken stress ve kaygidan uzak durmaliyiz.
Bunlar ögrenmemizi engelleyebilir. Bilinçaltina hep olumlu mesajlar
göndermeliyiz, islerimizi zamaninda yapmaliyiz, ertelenen seyler amacimiza
ulasmayi da erteler, ögrendigimiz seyin önemli oldugunu düsüneliyiz, buögrenmeyi
kolaylastiracak ve o bilginin uzun süreli hafizaya kaydini saglayacaktir.
Ögretici ile iyi iliskiler kurmamizi faydali buluyorum. Bu derste alicilarimizin
açik olmasini saglayacak ve ders disi zamanlarda daha kolay yardim ve ders disi
zamanlarda daha kolay yardim istememizi ve danismamizi saglayacaktir. Sirasi
gelmisken bir kere daha söylemeliyim.
Dersi derste ögrenmeliyiz. Derste dikkatimiz derste olmalidir. Zihnimizi ,
çalacak zilden, simdi burada oturmak yerine basketbol oynasam düsüncesinden,
arkadasima nasil bir saka yapsam planlarindan vb. Uzak tutmamaliyiz. Atletizm
müsabakalarinda atletler kosu öncesi sadece baslamak için tabancanin patlama
sesine odaklanmistir.
Buna algida seçicilik diyoruz. Biz de derste en yüksek düzeyde verim almaya
çalismaliyiz. O zaman ders dikkatimiz esnasinda derste olmalidir.
Iyi aliskanliklar edinin ve kötüleri basindan terkedin zararli aliskanliklardan
kurtulmanin yolu onu birakmaktir. Ögrenme performansini azaltan seyleri tespit
edip onlardan vazgeçilmelidir. Burada insani yaniltan düsüncelerden biri de
baskalari yapiyor, düsüncesidir. Bu konuda zig ziglerinin Zirvede Görüsürüz adli
kitabinda baskalari yapiyor düsüncesiyle hareket edenlerin ugradiklari zararlar
anlatiliyor. Bunlari okuyabilirsiniz. Her ne kadar baskalari yapiyor
düsüncesinden uzak durmamiz gerektigini söylesem de bir baskasi bu düsünceye
sahip olabilir, bizim yaptigimiz olumsuz bir davranis bir baskasini veya bir
toplulugu olumsuz etkileyebilir. Pek çok velimden yapilan gezi ve piknikler
sonrasi ögrencilerin ögrenme ve çalisma performanslarinin arttigini duymusumdur.
Ama bir gezinin gerçeklesmesini engelleyen veya velisine dahi söylemeyen,
katilmayarak demek ki katilmamak oluyormus diye diger arkadaslarinin yanlis
düsüncelere kapilmasini saglayan ögrenciye neyi kazanmis, neyi kaybetmis ve neyi
kaybettirmistir? Bunun yaninda Bursa-Ayvalik arasinda sadece gidis ücretinin bes
milyon lira oldugu bir dönemde 8 milyon lira ile harika bir gün geçiren sosyal
ve kültürel gelisimine katkida bulunan, grupla hareket etme, bagimsiz is basarma
becerisini kazanan, Susurluk’ta ayranini içen, kazdaglari milli parkinda
kahvalti sonrasi doga ile basbasa kalan, Akçay’da Sarikiz efsanesini ögrenen,
Cunda Adasi’nda teknik turuna çikan, denizin ortasinda mangal keyfini yasayan ,
Ayvaligin tertemiz sularinda yüzme firsati bulan, Burhaniye -Ören’de aksam
günesinin batisisini izleyen, dönüste gene Susurluk’ta köpüklü ayranini içekken
nese içinde arkadaslari ile sohbet edip aksam yemegini yiyen, arkadaslari ile
dostlugunu pekistiren, ögretmenini daha yakindan taniyan, degisik bir ortama
girip, hosuna giden seyleri yapip, eglenen, ruhsal gerginlikten uzaklastigi için
derslerine daha bir siki sarilan çevresi ve iyi bir örnek teskil eden ögrenci ve
unun velisi neyi kazanmis, neyi kaybetmistir?
Doç. Dr. Münire Erden ve Doç. Dr. Yasemin Akman’a söyle ifade eder. “Ögrenciler
üyesi bulunduklari topluma ait olduklarini hissetmek isterler. Okul ortaminda
ögrenci, ögretmeni ve arkadaslari tarafindan benimsendigini, sinifin bir parçasi
oldugunu bilmek ister. (1977)
Bir sinifta derslerinde basarili ve güzel davranislari olan bir grup ögrenci ile
derslere ilgisiz uygunsuz davranislari olan bir ögrenci vardi. Bu iki grubun
haricinde bir grup vardi. Bu gruptakiler kendilerini kabul ettirebilmek için
uygunsuz davranislari olan ögrencilerin davranislarini taklit etmeye basladilar.
Böylelikle sinifin %70’I arzu edilmeyen çizgiye geldi. Ama kalan %30 gene o
sinifin parçasiydi ve digerlerine yine saygi görüyordu. Belki bu uç bir örnek
ama sinifinizda gene sizlerle beraber olan çok sevdiginiz ama dogru olmadigini
bildiginiz seylerde ise geri planda olan arkadaslariniz var, onlari gözlemleyin.
Sizde varliginizi kabul ettirmek için toplumca deger kabul edilmeyen
davranislari yapmak zorunda degilsiniz. Deneyin bir çizginiz oldugunu,belirli
bir tavriniz oldugunu arkadaslariniz farkederse (birazcikda dersleriniz iyiyse)
sizi daha çok benimseyeceklerdir. Eger dogru olmayan davranislariniz varsa
bunlari terkedin, sakin baskasini da alet etmeyin, diyelim derse
girmeyeceksiniz, baskalarini da buna ortak etmekten kaçinin, (insan yanlis
oldugunu bildigi birseyi yaparken rahatsiz olur, baskalarinin da yapmasi onu
rahatlatir.)
Bir grupta yer edinmek için yanlis oldugunu bildiginiz seyleri yapmaktan
sakinin. Lisede iken bir arkadasim alkollü bir içki almis bana benden kimsenin
süphelenmeyecegini ve içkiyi okula sokmami söyledi.
Ben bunu yapmak istemedigimi söyledim. Arkadasim anlayisla karsiladi. Içkiyi
sokmadigim ama sinifta ki yerimi koruyordum. Sanirim ne demek istedigimi
anladiniz. Güzel davranislar ve basarma çabasi sizi yüceltecektir.
Insanin elde ettigi seylerin veya karsilastigi olaylarin sebeplerinden biri de
tercihleridir. Bir insan bir aliskanligi edinmesi tercih ettiginde, bunun
sonuçlarini da kabullenmistir. Söyle bir cümle okumustum, “iyi aliskanliklari
elde etmek güç olabilir, ama onlarla yasamak kolaydir. Kötü aliskanliklari ise
elde etmek kolay oldugu halde onlarla yasamak güçtür. Düzenli ders çalismayi
aliskanlik haline getirmek isteyen bir ögrenci kendine bir hedef belirliyor.
Ulasmak için istek duyuyor, içindeki ümidi besliyor, zamanini planliyor,
içindeki ümidi besliyor, zamanini planliyor kendine uygun teknikleri kullanarak
ders çalisiyor ve bunu kararlilikla sürdürüyor. Bunlara alisana kadar biraz
güçlük çekebiliyor. Ama sinavlar yaklastigi için kaygiya kapilmiyor. Yavas yavas
basarmaya baslayinca özgüveni artiyor ve mutlu oluyor, zamanini planladigi için
degisik sportif ve sosyal faaliyetlere katilabiliyor. Veli-ögrenci arasindaki
ders çalis sözleri ve arkasindan gelen çatismalar sona eriyor, önemlidir -
degildir. Nesneldir - özneldir tartisilabilir ama ölüme degerlendirme sisteminin
sonucunu yansitan karneyi alinca ögrenci mükemmel bir karne olmasa da elinden
gelen gayreti göstermis olmanin huzuruyla yasiyor.
Düzenli bir hayat yasadigi için yetiskinlik döneminde de is hayatinda, çevreyle
iliskilerinde, aile hayatinda basarili oluyor. Bunlari okurken bile yüzünde
golümere ve içinizde bir ferah duygusu olustugunu zannediyorum. Her zaman olumlu
yaklasimda bulunmak tercih edilmelidir. Ama büyüklerimiz ibret almak için
hastaneleri, cezaevlerini ve mezarliklari örnek göstermistir. Bir de yukarida
anlatilan ögrenciye benzemeyen rüzgarlarda bir oyana bir buyana savrulan yaprak
misali bir ögrenciyi canlandirin, hangi yasanti daha kolayi hangisi daha zor?
Zararli aliskanlik deyince ilk aklimiza yaygin oldugu sigara gelir. Böyle bir
ögrenci için harçligindan sigaraya para ayirmasi gerekecektir, okulda içemez,
kendini tehlikeye atarak tuvaletlerde içmeye çalisacaktir. Erkekse askere
gittigi zaman belirli zamanlarda ve ortamlarda içemeyecektir, sagligina dolayli
ve dogrudan verdigi zarari ve maddi-manevi diger kayiplari da siz ilave edin.
Zararli aliskanliklari bize cazip gelebilir, çevremizde ki insanlar zig ziglarin
ifadesine göre, uyusturucu kullanimi, sarhosluk, evlilik disi cinsel iliskiler,
gibi olaylarin olagan, siradan oldugunu kabul ettirebilir, kabullenmislik
fiiliyati / eylemi getirebilir. Bunun yaninda pembe dizi arkasi yarin olarak
tabir edilen filmlerde toplumca deger kabul edilmeyen davranislar olaylar vardir.
Oradaki kisiliklerle seyirci kendini özdeslestirebilir. Hep kötü olaylar meydana
geldigi için insanlari olumsuz düsünce tarzina sevkediyor. Televole tarzi
programlarda içkiyi su gibi tüketen insanlar, sadakattan uzak beraberlikler,
nikahsiz beraberlikler, küçük menfaatler için televizyon ekranlarindan
birbirlerini suçlamalar vb. Liste uzayip gidebilir ama kötüyü fazla betimlemek
iyi bir sey olmasa gerek.
Bir de delikanliligin kitabini yazarlar, akilli olmadigi belli olan yürekler,
kapan kuranlar var. Vurmanin kirmanin, zorbaligin deger akçe oldugu diziler var.
Buradaki karakterler ilgi görüyor ve yaptiklari hos karsilaniyor, bazen
yaptiklari destekleniyor. Keske insanlar biraraya geldigi zaman “dün TV’de çok
güzel bir belgesel vardi, ben de kitapçida çok güzel kitaplar gördüm. Benimkiler
istiyor, seninkileri de al hep birlikte denize gidelim vb. Konusmalar geçse.
Bunlar olmuyor diye Robinion Crowise gibi kendimizi toplumdan soyutlayip
yasayamayiz. Ailemizin diger fertleri bunlari seykediyosa, sinif arkadaslarimiz
her firsatta erotik fikralar anlatiyorsa bunun bilimsel gerçekligi var mi
bilmiyorum ama sahsi kanaatim kendimize bunlarin yanlis oldugunu ve sakinmamiz
gerektigini telkin etmeliyiz. Minübeste giderken insana karamsarlik asilayan bir
arabesk parçasi çaliyor olabilir, burada da kendimize bunu telkin etmeliyiz.
Yoksa beynimiz aldigi bilgileri kaydeder, bilinç altimiza yerlesebilir. Düsük
bir not alinarak her zaman olumlu tatsiz bir olay yasan bir kisi sonrasi her
zaman yaptiklarinin aksine olumlu yaklasmayabilir. Ama biz bu noktada beynimizin
alicilarini bir sekilde zararli seylere karsi kapatmaliyiz.
Biz nasil olmasini istersek, nasil inanirsak kendimizi öyle yönlendiririz.
Zararli aliskanliklara karsi sigortalamis oluruz. Kendimizi de bilinçalti
kayitlari uykuda da devam eder, A.B.D. de bir katilin populer bir sarkinin
etkisinde kaldigi gece yatarken radyosunun açik biraktigi bir gece bu sahsin
dinledigi radyo kanalindan birkaç kez çalindigi ve sabahleyin kalktiginda bir
kaç kisiyi öldürdügü tespit edilmis.
Baskalari yapiyor düsüncesinden ve toplumda yer edinmek ugruna yapilan yanlis
fiillerden sakinirsak çok kazançli oluruz, inanin arkadaslarinin söze saygi
duyacaktir ve örnek davranislarda bulundugumuz için onlara yardim da etmis
oluruz. Onlar belki sizi örnek alip zararli aliskanliklardan kurtulacaktir.
Dogru bildiginizi yaparak kendinizi zararli aliskanliklardan koruyacak, örnek
davranislarinizla baskalarina da yardim etmis olacaksiniz aslinda en büyük
yardimi kendinize yapmis oluyorsunuz, güzel davranislarinizi sigortaliyorsunuz,
hem de fazla çaba harcamadan.
Açiklama, ilave:
Bunu yaparken “sunu yapma” dersek beyin “yap” anlayabilir. Onun yerine “ben
bunun yanlis oldugunu biliyorum”, “bundan sakinmaliyiz” Ben bazi sadece “hayir”
diyorum veya sizin akliniza gelen olumlu anlamlar tasiyan cümleleri tercih
etmeliyiz.
Bir sorunu ile ilgili olarak bir ögrenci ile sürekli görüsmeler yapiyordum.
Ögrenci bu sorunlariyla basa çikmasini ögrendi, olumlu degisiklikler gösterdi ve
bir arkadasinin örnek davranislarinin çok etkisi oldugunu söyledi.
Çok basarili bir sporcu varmis, zamanla zararli aliskanliklar edinmis, gece
hayatina alismis, sonra parasi ve yetenegi bitmis, bir günübir gazeteci bu
mesleginin zirvesindeyken ayaklar altina düsen sporcuya paralarini harcamaktan
pisman olup olmadigini sormus, sporcu ise söyle bir cevap vermis “Hayir, paramin
bir bölümünü harcamaktan pisman degilim. Fakat kendimin bir bölümünü harcadigim
için çok pismanim.”
Nasil her bir tekrar o bilginin kalici olmasini sagliyorsa, o aliskanligimiz,
tekrar ettikçe o aliskanligimiz kalicilasir.” Ama hiç birsey için geç degildir,
zararli aliskanliklarimizi tespit edip ondan vazgeçebiliriz. O aliskanligin iyi
ya da kötü aliskanlik olmasina göre, o aliskanlik kisiyi ya hedefe ulastirir, ya
da bulundugu noktadan daha asagilara iter.
Iyi aliskanliklar, güzel davranislari biz baskalarinin gözünde de yüceltir. Bu
bizim basarimizi da arttirir. Diyelim ki bir ögrencinin yazili sözlü varsa ödev
notu ve ortalamayi hem 3 e hem de 4 e yakinsa, ögretmen son sözlü notunu karne
notu 4 olacak sekilde verecektir. Ögretmen, “bu ögrenci derslere devam etti,
ödevlerini yapti, çok efendi, saygili, .....” diye aklindan geçirecek ve notu
karnesine dört gelecektir. Gençligin kiymetini bilmek gerekir, bir kaç yil önce
yüzmek için havuza gittim, 22-23 yaslarinda bir kisi yaninda da 14-15 yaslarinda
iki genç geldi. Biri birine su atti, mesele büyüdük tartismaya basladilar, biri
digerini büyük olana sikayet etti, o da ikisine de sert tepki verdi, eglenmek
için geldikleri yerde moralleri bozuldu, halbuki gençler bunun tadini çikarmaya
çalismaliydi. Büyük olan ise meseleye müdahil olmamaliydi.
Insanin genç oldugu dönemde dedigimiz gibi gençliginin tadini çikarmak, tabii ki
zamaninin bir kismini kültürünü gelistirmeye, güzel seyler ögrenmeye, derslerine
çalismaya ayirmasi gerektigini bilmeli.
Insanin bir ciddiyeti olmali,ciddiyet kavramini insanin diger insanlarla olan
iliskilerinde belirli bir siniri olmasi anlaminda kullaniyorum. Insan içinde
sevgi hisleri oldugu sürece hayatin bir anlami olur. Insanlar arasinda sevgi ve
saygi olmali, bir kardeslik olmali, kardeslik illa kan bagiyla olmaz, aralarinda
çok güzel dostluklar olan komsular, arkadaslar görmüssünüzdür. Belki sizde
bunlari yasiyorsunuzdur. Bir ortama girildiginde olur olmaz konusmalardan
kaçinilmali. Konusmus olmak için konusmaktan sakinilmali. Söyleyeceklerimizi
zihnimizde tasarlamali ve düsünerek konusmaliyiz. Lüzumsuz ve nereye vardigi
belli olmayan sözler sahibinin degerini düsünür. Dinlemeyi ögrenmekte önemlidir.
Davranislarimizda da dikkatli olmaliyiz, birlikte olundugunda eglenmek moral
bulmak, gerginliklerden arinmak için firsatlar aranmalidir. Ancak bunlari
sululuk noktasina getirmekten sakinilmalidir. Güzel sözler, güzel davranislar
bizi yüceltir. Bir gezi dönüsü rehber, su uzun boylu olani çok takdir ettim,
belli bir tavri var, onu hep koruyor, öyle kisilerle gezi bir zevktir demisti.
Yapilan sakalarin ögrencilerim için güzel seyler söylenmesi benim ve hosuma
gider. Hayatin onlara gülmesini, kötülüklerden uzak olmalarini, hep iyi seylerle
karsilasmalarini dilerim. Yapilan sakalarin bir ölçüsü olmalidir. Kisilerin
zaafindan yararlanmaktan sakinilmalidir. Bir ögrenci çok gidiklaniyor, veya
böcekten korkuyor olabilir. Diger ögrencilerin buna eglence arari yapmasi
yanlistir. Uygunsuz sözlerden, avam tabir ile esek sakalarindan uzak
durulmalidir. Bir okulda bir ögrenci baska bir ögrencinin kravatindan saka
yapmak için tutmus, arkadasi “yapma-etme” dedikçe, digeri aldiris etmemis, en
sonunda ögrenci yere yigilmis ve öldügü anlasilmis. Bu arada oynayan oyunlara da
dikkat edilmeli, örnegin uzun esek oyununda dogrudan bele yüklenilmekte, bu
sinir sistemine zarar vermekte, hatta sakatliga yol açabilecegini duymustum.
Bir de dersler esnasinda biri birine birsey söylüyor, veya ona bir hareket
yapiyor” o da ona karsilik veriyor, derse olan ilgisi dagiliyor, bu arada ders
ortami bozuluyor, ögretmen müdahale ediyor böyle devam ediyor, halbuki aldiris
edilmezse ilk baslatan amacina ulasamamis olur. En azindan ders ortami
bozulacagi için ögrenci varsa ögretmenine ve arkadaslarina olan saygisi dolayisi
ile ona karsilik vermemelidir. Bazen de birögrenci baska bir ögrenciye el sahasi
yaparak rahatsiz ediyor, ögretmen de arkadasini rahatsiz etmemesi için uyariyor.
O da arkadasinin ses çikarmadigini söylüyor. Halbuki o ses çikarmiyorsa,
rahatsiz olmadigi için degil arkadasini kirmamak için ses çikarmiyordur. Bizim
de böyle ince düsünceli arkadaslarimizi üzmemiz hos olmaz.
Ben bu bu durumlari suna benzettim, biri birine gül uzatiyor digeri de ona gül
uzatiyor ama dikenlerini batirarak, size iyilikle yaklasanlara siz de iyilikle
yaklasin dostluk arkadaslik kardeslik öyle basitseyler degildir. Bunlarin
hiçbiri olmasa bile insan oldugu için deger vermeye deger. Lise’de ögretmenimiz
defterimize bir Ingilizce bir de Türkçe cümle yazdirmisti. Ona da ögretmeni
söyleyis., “To err is human, to forgive is divine” “Iyilige karsi iyilik her
kisinin isi, kötülüge karsi iyilik er kisinin isi” Insan ona kötülük yapana bile
iyilikle yaklasacaksa pekçok ortak paydalari oldugu , ayni ortami paylastigi ona
deger veren arkadaslarina, ögretmenlerine, anne ve babasina deger vermelidir.
Her söyledigimizin veya yaptigimiz davranisin vermek istedigi mesaj vardir.
Bazen de bizim ne söyledigimizden çok karsimizdakinin ne anladigi önemlidir.
Bir gün babalarinin dogum günü için aile fertleri bir araya gelmis, Babada
gecenin sonunda kirk yili asan hayatinda neler ögrendigini anlatmak istemis,
çocuklarindan biri ise anlattiklarina lakayit kalmis, baba da bundan rahatsiz
olmus ve o gecenin güzelligine gölge düsmüs. Diyelim küçük kardesimiz bir resim
yapmis, bunu bize gösterdigi zaman ona deger verdigimizi hissettirmeliyiz, bizim
için önemli olmayan birsey karsimizdaki için çok önemli olabilir. Derste gizlice
bir baska dersin ödevini yapan, arkadasinin yaptigi harekete daha fazlasiyla
cevap veren, camdan disariya bakan,ders araç ve gereçlerini örnegin
textliner’ini getirmeyen, sinifça yapilan çalismalara katilmayan ögrencinin
dersi önemsemedigi anlasilabilir. Her ne kadar ögrenci bunu kabullenmeyecekse
de, verdigi mesaj budur.
Bir pazar sabahi performans gelistirme ve degerlendirme borularinda Marmara
Üniversitesi’nden bir uzmanin bilgi verecegi yere gittim. Organize edenler belki
katilimcilarin toplanmasi için yarim saat önce baslangiç saatini bildirmis
olabilir, bir saatten fazla zaman geçtigi halde konusmacilar gelmedi, bir
katilimci “bunlar büyük bir firmaya gitselerdi, kimse onlari ciddiye almazdi,
aslinda bizim de kalkip gitmemiz lazim” dedi. Sonunda gelebildiler,ama
verdikleri mesajdan sunu anlamistik. “Bu adamlar ciddiye alinmaz, islerini
ciddiyetle yapmiyorlar ve yeterince deger vermiyorlar, sözde performans
degerlendirmesini anlatacak bu insanlardan bekledigimiz performansi elde
edemeyiz. “
NLP sistemi/Neuro Dili Programlamasi uzmanlarininda tasdik ettigi bu kurala
veliler de dikkat etmeli, O gün isyerinde çok ciddi sorunlar yasamis, çok
yorulmus veya birine kizmis olabiliriz, aksam eve geldigimizde, çocugunun
“anne-/baba bugün okulda Ingilizce ögretmenim yaptigim ödevin çok güzel oldugunu
söyledi, resim ögretmenim yaptigim çalismanin sergiye katilacagini söyledi” Buna
önerilen cevap “aman ne yapayim” “beni rahat birak, bugün çok yoruldum.”
“Bahadir Bey beni arayacakti, aradi mi?” olursa buradan verilen mesaj nedir? Biz
olsak ne hissederiz?
Kisi isterse ders çalismamak için pek çok bahane bulabilir. Ders çalismak için
belli sartlarin olmasini bekliyor olabiliriz. Ancak bu sartlar bizim
zihnimizdedir. Bunlari degistirebiliriz zaten iradenizi kullanarak pek çok seyi
basardiniz. Bir kaç kez denedikten sonra istersek bu engelleri kaldirabiliriz.
Diyelim hava kararmadan ders çalismaya baslayamiyoruz, bu durumda kendimizi
bunun dogru olmadigina inandirmaliyiz. Bir kaç kez hava kararmadan çalisirsak ,
bu engeli de zihnimize dogru mesajlar gönderirsek bertaraf etmis oluruz.