e-mail:156600@meb.gov.tr

Adres:GMK.Bul.Alsancak Mh.Çetinkaya Karşısı

Ana Sayfa Tanıtım İdarecilerimiz Öğretmenlerimiz Etkinlikler Fotoğraflar İletişim Sıkça Sorulan Sorular
Ara
Bölümlerimiz
  • Bilişim Teknolojileri
  • Elektrik-Elektronik Teknolojisi
  • Metal Teknolojisi
  • Makine Teknolojisi
  • Kimya Teknolojisi
  • Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme
  • İnşaat Teknolojisi
  • Ahşap Teknolojisi
Hizmetlerimiz
  • Okul Aile Birliği
  • Kütüphanemiz
  • Spor Salonumuz
  • Kantinimiz
  • Yemekhanemiz
  • Konferanslar
  • Rehberlik
Bağlantılar
  • Atatürk
  • MEB
  • Mersin MEM
  • İlsis
  • Erkek Teknik Ö.G.M.
  • Mevzuat
MEB'dan HABERLER

DERS ÇALISMA TEKNIKERI VE ÖGRENME VERIMINI GELISTIRME

      Okulda ögrencilere verilen bilgileri siniflandirirsak sunlar aklimiza gelir. Iki öge, sözcük, olay yada eylem arasindaki iliskiler, (2x2 = 4 , Marmara Bölgesi’nin en yüksek dagi Uludag’dir. Bir yilda on iki ay vardir, Türkiye’nin ilk Cumhurbaskani Atatürk’tür. Mayis, Ulaabat, Iznik, Sapanca, B.Çekmece Marmara Bölgesi’nin gölleridir. Vb. Kavramlar, kavramlar arasindaki iliskileri belirleyen ilke ve kurallar, problem çözme, duyu organlarinin zihin ve kaslarin birlikte çalismasini gerektiren davranislar (yürüme, konusma, spor yapma, yazma, model uçak yapma vb.) ve duygular (dogayi koruma, derslere karsi olumlu tutumlar gelistirme, bilinci insan sevgisi vb.)
       Bu bilgiler , beceriler verilirken analiz yapma, yorumlama anlama, parçadan bütünü, bütünden parçayi, görebilme çikarim yapma, dikkat becerisi kazanma, metinlerdeki gizli anlamlari yakalayabilme, verilen bilgileri baska durumlara uyarlayabilme, karsilastirma gibi özelliklerde kazandirilmalidir. Bir deögrencinin gelisim süreci var. Insanin dogustan getirdigi özellikler, yasadigi deneyimler , ailenin , okul arkadaslari ve diger etkilesimde bulundugu ortamlari, iletisim araçlari vb. Gelisim sürecinde etkilidir. Okulun amaci hayata hazirlamaktir. Bir ögrencinin hayatta kendime güvenen, ayaklari üstünde durabilen, diger insanlarla iyi iliskiler kurabilen, sosyal ve kültürel yönden gelismis, olumlu davranis özelliklerine sahip, katilimciligi benimsemis, zamanini kullanmasini bilen, sistemli, üretici, sorumluluk duygusuna sahip, saglikli bireyler olmasi arzu edilir.
      Okul yönetimleri, ögretmenler, veliler, ögrenciler ögretimden en yüksek verimi almayi arzu ederler. Biz de ögrenme verimini arttirmak üzere 1999, 2000 Bursa Özel Nilüfer Anadolu Lisesi 7-B sinifinda bir model gelistirdik. Bu modelde ögrenciler zamanlarini planladilar. Günlük 80-90 dakika arasi ders çalisma süresi hedeflediler. Bunu 45+45 veya 30+30+30 gibi sürelere böldüler. Yapmak istedikleri seyleri ödül olarak belirlediler. Belirledikleri saatte yapmaya özen gösterdiler. Yaptiklari çalismalari bir çizelgeye kaydettiler. Ders çalisma ve ögrenme verimini arttirma yöntem ve tekniklerini ögrendiler kendilerine uygun olanlari kullandilar. Basarili bir uygulama oldu. Bugüne kadar ögretmenler, anne ve babalar hatta üst kat komsularimiz, kösedeki bakkal, sehirlerarasi yokculuklarda yanimiza oturanlar, TV’lere çikan uzmanlar hep bize “oglum/kizim çalis” dediler.
Biz de dersleri pek ciddiye almadik, ödevlerimizi arkadaslarimizdan aldik ya da kaba tabirle uyduruk karalamalarla göstermelik ödevler yaptik. Bunlari yapmadigimizi velimiz sorunca ödevim yok yada bitti dedik. Bunlari yapmadigimiz gibi kültürel, sosyal ve sportif etkinliklerde de bulunmadik. Ama sinavlar yaklastimi panige kapildik agresif tavirlar sergiledik. Çevremizi de huzursuz ettik. Ya da bir baskasi saatlerce çalismasina ragmen istedigi verimi elde edemedi.
       Ama ögrenmeyi ögrenme, stress yönetimi, zamani planlama, metodik ders çalisma teknikleri vb. Kavramlarla yakinlasanlar birazcik da irade ile daha emin adimlarla yurüyorlar, velileri daha metin ve rahat, ögretmenleri ise onlarin basarisinin manevi hazzini tadiyor.
       Ögrenme bizim farkinda olmadigimiz bir süreç. Ruh halimiz, istegimiz, bilginin sunulus biçimi yeterli oksijen vb. Almamiz yeterli oksjen almamiz, ögrenme sürecinde etkili.
      Ögrenmenin en büyük engeli stresstir. O yüzden ögrenci stressten ve kaygilarda uzak durmali. Beynine gönderecegi mesajlarla kendini rahatlatmalidir. Bu orada dengeli beslenmede beynin çalismasinda önemlidir. Uyku düzeni de unutulmamalidir. Beden ve ruh sagligi ögrenme sürecinde çok önemli. Ne kadar çok duyu organimizla bilginin girisi yapilirsa o kadar çok ögrenme artar. Ilgimizi çeken bir konuysa beynimizin alicilari daha çok açik olur. Ögrenilen konunun önemli oldugu düsünülmelidir. Aldigi bilgiyi eski bilgilerle birlestirirse beyinde daha kolay hafizaya aktarir. Bir iblgi ne kadar çok tekrar edilirse, çok degisik kanallardan beyne kaydedilirse bu yigilma etkisi yapar ve performansi arttirir.
     Bir de söyle ögrenciler vardir, derslerinde basarilidirlar, ödevlerini yaparlar, düzenli kitap okuma aliskanliklari vardir, bir müzik aleti çalarlar, güzel sanatlarla ilgilidirler, sporla ilgilidirler, bazilari spor kluplerine devam etmistir, örnek davranislar sergilerler.
      Bu ögrencilerin 3-4-5 yaslarinda bu özellikleri önemli oranda olusmustur. Insanin zihinsel ve sosyal gelisimi bu yaslarda tamamlanir. Okul ana baba okulu adli Buttim’de bir seminer düzenlemisti.
Oradaki konusmaci Adnan Kulaksizoglu sorunlar ergenlik döneminde ortaya çikmaz. Mevcut sorunlar belki farkina varilir demisti. Bir veli sunu diyebilir” benim çocugum 3-4-5 yaslarinda bu özellikleri kazanmadi. Biz treni kaçirdik mi?” Tabii ki hayir ama bu özellikleri kazananlar da bir davranis biçimidir. Asansör ve yürüyen anahtar veya sifre ile çalisan merdivenleri kullanip istenilen noktaya ulasabilirler. Bu onlarda bir davranis biçimi , digerleri ise merdivenleri kullanip yukariya çikabilirler. Bu biraz zordur yari yolda kalinabilir. Ama ve kolay ki bir yemek yerden bile çignemeden yutmuyoruz. Her lezzetin bir zahmetin külfeti var.
      Birinci dönem bitmisti, yariyil tatiline girdik, kisisel gelisim tarzi bir kitap almistim. Bir solukta bitirdim. Sonra düsündüm üniversitede ögrendiklerimi, hayatin bana ögrettiklerini, yazili kaynaklardan okuduklarimi birlestirip bir çalisma modeli ortaya koyabilirim. Kolay anlasilir, madde madde cümleler yazdim. 2. Dönem basladi bunlari ögrencilere verdim. Velileri okula çagirdim. Bir aksam yemeginde bir araya geldik. Onlara 2.dönem basinda itibaren meseleye daha ciddi yaklasmamiz gerektigini anlattim. Modelde ilgili bilgi verdim. Onlar da meseleye olumlu yaklastilar. Zaten veliler desteklemese, ögrenciler sevmese, inanmaya bu is zor olur. Veliler, “ben her türlü ihtiyacini karsiliyorum, hiçbir sikintisi yok, benim üstüme düsen vazifeyi yaptim.” Diyebilirlerdi. Ama bu bilinçli velinin programda çok ümitliydim, gençler yetiskinlerin sözlerinden çok yasitlarindan etkilenirler, toplumda yer edinmek isterler. Grup psikolojisi ile birbirlerinden etkileneceklerdi. Hep birlikte basarmayi isteyeceklerdi.
Daha sonra velileri evlerinde ziyaret etmeye basladim. Programi anlattim. Ögrenciye göre sekillendirdik. Çünkü her ögrencinin farkli ögrenme tarzi vardir. Kasarlar alinirken ögrenci, veli, ögretmen birlikte karar alindi. Üçlü görüsmeler çok faydalidir. Çünkü karar ögrencinin kendi kararidir, kendi karari oldugu için sahip çikar, çocuklarimiza katilimcilik ve sorumluluk duygusu da asilanmali. Programda belirli bir yatis saati belirtiyorlardi. Ögrenci bir saat söylüyordu, bazi veliler de ögrencinin söyledigi saati geç buluyor ve ikisinin arasi bir saatte anlasiliyordu. Ziyaretine gitmeye firsat bulamadiklarini telefonla arayarak bilgi verdim. Bir iki hafta sonra Aksam Gazetesi’nde teslim Kazasker’in “Zamani Planlamak” adil yarisi çikti. Oradaki bilgiler benim verdigim bilgilerle üstüste, fotokopi ile çogaltip dagittim, sinifada bir tane astim.
              Bu modella tavsiye edilen teknikeri ögrenciler kendilerine göre yorumlayip kullandilar. Ruh ve beden sagliklarin dikkat ettiler, zamanlarini planladilar, tabii ki çok kati degil esnek bir program uyguladilar zamanla ögrenciler kendi sistemlerini olusturdular ve basardilar. Zamanimizi planlamaliyiz. Bu günlük zamanimizi planlamak ve ders çalistigimiz zamani planlamak seklinde olmalidir. Programdaki bazi maddeler herkes için geçerli bazilari ise kisinin ögrenme tarzi tercihine göre yorumlanmalidir.
Öncelikle ögrenci ders çalismasini engelleyen etkenleri belirlemeli ve çözüm yollari arastirmali. Engellerden biri de televizyondur, sürekli takip ettigi programlari tespit etmeli. Diger maddeleri uygulamak için istek duymali. Kendisine bir replik ve slogan bulmalidir. Bu içinde bir cosku atesi yakacaktir.
Uyku düzeni ögrenmede çok etkilidir. Kisinin belirli bir yatis saati olmalidir. Vücudumuzun da bir saati var. Çok gece bir saatte yatilsa ve uyku süresi uzun olsa bile kalktigimizda kendimizi dinlenmis hissedemeyiz. Diyelim ki saat 23 de vücudumuz dinlenme ihityaci hissetti, ama bir 01.30 a k adar TV seyrettik veya ders çalistik, ne oldu iki buçuk saat vücut ayakta kalabilmek için asiri enerji sarfetti ve daha da yorgun düstü. Geç yatmak, sabah uyanmada zorluk çikaracaktir. Okula gelince uykusuzluk oldugu için ögrenme performansi düsecek vb. Bu bir kere olsa vücut dengeyi saglar ama bu aliskanlik halini almissa velinin takibi ve ögrencinin istegiyle belirli saatte yatmaya alisilmistir. Önemli olan çok uyumak degil, gerektigi zaman gerektigi kadar uyumaktir. Erken uyanirsak kendimizi zinde hissederiz. Geç uyanirsak bu rehavete, isteksizlige sebep olur, ögrenme verimi düser. Istedigimiz seyi bir ödül olarak yapmaliyiz. Diyelim ki çok sevdigimiz bir dizi var, dersimizi çalisip ben bunu hakettim diyerek seyretmeliyiz. Uzun süreli ders çalisma konsantrasyonu bozar. Bu yüzden 40-45 dakikalik ders çalisma tavsiye edilir, bir ara verilir ve ikinci bir 45 dakika çalisir. Biz ögrencilerimiz için günlük en az 90 dakikalik bir ders çalisma süresi belirlemistik. Bu süre az bulunabilir ama çok yüksek hedefler belirleyip yapmaktansa az ama devamli yapilabilecek olani tercih ettik. Bu doksan dakikayi ögrenciler 45 dakika çalisma 15 dakika dinlenme 45 dakika çalisma ya da 30 dakikalik üç çalisma ve aradalarda ona dakikalik dinlenmeler seklinde uyguluyorlardi.
          Arzu eden bu süreyi uzatiyordu. Ögrenci ve veliler bir buçuk saate kendilerini sartlandirmisti. Bir gün bir veli ile görüsüyorduk. Ögrencinin mutlaka bir buçuk saatlik çalismasini yaptigini zamanini ona göre planladigini ve ondan sonrna TV deki sevdigi programini izledigini söyledi. 45 + 45 yada 30 + 30 + 30 luk sürede ögrenciler ödevlerini yapiyor ve sinavlara hazirlaniyordu. Bir de bazi çocuklarin ders çalismak olarak görmedigi kendini gelistirme çalismalari var. Bunu zorunlu tutmamistik. Bir 45 dakikayi da buna ayirmalarini ama tavsiye etmistik. Zaten hedefi olan insan düzeni çalisma ya istiktan sonra bunlari kendiliginden yapacaktir. Burada ders tekrari yapmalarini Ingilizce kitaplar okumalarini, Fen Bilgisi ve Matematik dersleri ile ilgili degisik kaynaklardan soru çözmelerini, Tarih, Cografya, Din Kültürü gibi derslerin eski konularini tekrar etmelerini vb. Çalismalarda bulunmalarini tavsiye ediyorduk.
       Dinlenme araliklari beyine ögrendiklerini özümseme firsati tanir. 3-4 farkli renkte kalem kullanmak , sikilmayi önler. Üst üste ayni ders çalisilmamalidir,. Ilk bölümde A, ikinci bölümde B üçüncü bölümde C dersi gibi. Ama A dersin uzun süre ayrilmasi gerekiyorsa ilk bölümde A ikinci bölümde B dersi üçüncü bölümde tekrar A dersi gibi olabilir. Beyin sürekli ayni dersi çalisirsa kisi sikilabilir ve dikkati dagilir.
Beynimiz yorulmaz ancak hep ayni konuyu çalismak gerginlige sebep olur, konsantrasyonumuz bozulabilir. Farkli bilgiler beynin farkli bölgeleriyle ilgili oldugu için beynin o bölgesindeki bilgi girisi durunca o dersle ilgili bilgileri özümseme firsati bulur.
            Yeni bilgi ile önceki bilgiler arasinda baglanti kurulursa beyin onun önemli olduguna karar verir ve bilgi kalici olur. Çalisan konu bir süre sonra unutulabilir ne kadar çok o bilginin girisi yapilirsa ögrenme performansi artar. Çalisma periyodunun son bes dakikasinda o bölümde ögrendiklerine tekrara ayirmalidir. Böylelikle tekrar sayisi artar hem de ara vermeden önce beyne giren son bilgiler daha kalicidir. Çalismaya baslamadan önce ilk ve son paragraflara göz gezdirilmelidir. Böylelikle konunun ana hatlari belirir, böylece beyin anlamli baglantilar kurarak girisi yapilan bilgiyi kaydeder.
          Artan yayinlarindan çikan “Basari Üniversitesi Tüm Ögrenciler Için Metodik Çalisma Teknikleri” adli kitapta ögrenilen bilginin ilgili olarak tekrar yoluyla kavranmasiyla bir konuyu derste dinleyecek %20 sini ayni konuyu kitaptan okuyarak %40 ini ayni konunun yazili özetini çikararak %60 ini ayni konuyu baskasina anlatarak %80 ini kavrariz.
      Bu oranlar dogrudur yanlistir ama tekrarin önemi büyük dinledik, okuduk, yazdik, anlattik bilginin %80’ine sahip olduk. Ayrica konu bitiminden sonra on dakika içinde bir tekrar yaparsak yigilma etkisi yapar bu o çalismanin verimini %10 arttirir. O yüzden çalisma periyodu sonunda bes dakikayi tekrara ayirmaniz tavsiye edilmisti. Ögretmenlerde o dersten daha iyi verim almak istiyorsa son dakikalarini tekrara ayirmalidir. Ögrencide bunun beyinde daha iyi yer etmesi için yapildigini bilmeli, zil ne zaman çalacak sorusundan kendisini uzak tutmalidir. Bir ögretmeni de motive eder. Ögrencilerinden aldigi olumlu mesajlardir.
Bir de genelde ihmal ettigimiz bir seyde eve gidince tekrar. Diyebilirsiniz “bütün bunlari ne zaman yapacagiz” O günkü derslerde ögrenilenleri tekrar için çok uzun zaman ayirmaya gerek yok, eve geldiginizde müzik dinlerken, balkonda oturup taze sikilmis portakal suyumuza yudumlarken derste aldigimiz notlara 2-3 dakika göz gezdirmemiz faydali olur. Okumamiz sart degil gözümüz gördüklerinin resmini çekip beyne gönderiyor, zaten konuya asine oldugu için o resimler hemen gündüz derste ögrenciler bilgilerin yanina gidiyor. Bazi ögrencilerin eger ev ödevi verilmemisse bir daha o dersin kapagini bir sonraki derste çatigi düsünülürse gerekliligi anlasilir. Beyinde sürekli bu konuda girdi yapiliyor demek önemli diyerek kalici açtiriyor. Bir de bir metni okumadan önce ilk ve son paragraflara yüz atin, önceki bilgilerle baglanti kurun diyoruz. Beyni ögrenmeye hazirlayin diyoruz. Düsünün “Simple pasttense”in kullanim yerlerini kolayca ögreniyorsunuz ama” presentperfect tense” de biraz zorlanabiliyorsunuz. Neden simple pasttense ile zihninizdeki anadildeki geçmis zaman kavrami arasinda iliski kurup ögreniyorsunuz. Ama diger açikta kaliyor, beyninizde yer etmesi için biraz zaman geçiyor.
Bir sonraki günün derslerine de göz atmaliyiz. Gene bunun için fazla zaman ayirmaya gerek yok. Sadece basliklara, varsa resim, grafik, sema vb. Seylere göz gezdirmemiz yeter. Tabii vaktiniz varsa ve istiyorsaniz daha dikkatli incelemenize engel yok.
            Bunun bize ne faydasi olacak? Ertesi gün derslerde girdiler yapildikça gelen bilgi yabanci olmadigi için beyinde ilgili yere eski bilgiye de tutunarak gidecektir. Hemen böyle bir soru gelebilir, o günkü derslerimize göz gezdirmeyi, ertesi günkü derste içinde konunun paragraflarini, basligina ve görsel sembollere göz gezdirmeyi faydali buluyorsunuz ve birkaç dakika yeterli diyorsunuz, bu dogru mu?
     Cevap evet, biraz önce de dedigim gibi duyu organlarimizla alinan bilgiler beyine gidiyor, beyne giren her girdinin somut olarak çiktisini almiyoruz ama bilinçaltinda kaydediliyor. Bir filmi izlerken saniyede tam net sayisini bilmiyorum. Ama birden fazla resim geçiyor , bunlar arka arkaya geçerken biz bunlari hareketli olarak izliyoruz. Bu resimlerin arasina bir mesrubatin reklami konurmus. Biz bunu algilayamayiz ama beynimize o görüntü ulasir. Sinemada filmi izleyenlerin ara verildigi zaman hemen o mesrubati almaya gittikleri gözlenmis.
Demek ki o bilginin önemli olduguna kendimizi inandiracagiz ve kendimizi ögrenmeye hazirlayacagiz. Frederic Vester’e göre isteksizlik, korku ve yabanci bilgi gibi uyaranlar stress mekanizmasini harekete geçirir, böbrek üstü bezleri adrenalin ve noraadrenalin salgilar. Beyinde sinaps denilen hücreler arasi bilgi akisini saglayan noktalar vardir. Tehlike sinyali olusur ve düsünce durur. Çünkü stress hormonlari sinapslardan akim geçmesini önler ve düsünce, ögrenme bloke olur. Artik ögrenci cam fanusla çevrelenmistir, ögretmenden gelen bilgi fanusa çarpar ve geri döner.
          Bu tip seyleri hafife aliyor olabilirsiniz, dis macunu rehl anlarinda dis macunu firçanin üstünü tamamen kaplar, insanlarda farkinda olmadan böyle yaparlar, aslinda az bir miktar yeterlidir. Bu arada egitimi insanlar olarak dislerimizi koruyoruz degil mi? Sanirim ögrenmeye kendinizi hazirlayin derken haklilik payi oldugunu kabul ettiniz.
     Bir ögrencimin Ingilizce dersiyle ilgili sorunu vardi, derslere katilmaz ve bazen ders ortamini bile bozardi. Yillardir Ingilizce dersi onda negatif seyler uyandirmis ve basarisiz olmustu. Daha sonra bunu asmak için o sinifa giren iki Ingilizce ögretmeni çaba gösterdi. Bir ara ayni durumdaki arkadaslarinin yavas yavas basarmaya basladigini gördük. Daha öncede dedigimiz gibi gençler tasitlarindan daha çok etkilenir.
Derste soru sormaya baslamis, on anlamadim diyordu ayni sey dörtbes defa tekrar ediyordu. En sonunda baska bir ögrenci yeter diyene kadar o soru sormaya devam ediyordu, stress mekanizmasi hala çalistigi için ne kadar basitlestirerek anlatsam anlamiyordu. Çünkü kendini cam fanusla çerçevelemisti. Sonradan o sorununu da asti basardi, basardikça daha basarili olma arzusu duydu. Ögrenmeyi engelleyen bir baska sey de ast siniflarda ögrencilerin anlattiklari. Üst siniftaki ögrenciler X sinifinin A dersi çok zor sandiniz dedikleri zaman ögrenci üst sinifa geçtigi zaman o dersle ilgili korku ve stress mekanizmasi devreye girdigi için daha basta düsünce ve ögrenme engellenmekte. Ama siz stress yönetimini bilen kisiler olarak onlarin cümlesini söyle algilayacaksiniz. Evet bu ders zor olabilir, benim kullanabildigim sürece basarmak için yeterli potansiyelim var, zamanimi planliyorum, ders çalisma tekniklerini biliyorum birazcik zorlansam bile basaracagima inaniyorum.”
Üst siniflarin zarari sadece bununla kalmiyor, okullar son haftasiydi derse geldigim sirada bir ögrenci bir ders kitabinin yapraklarini koparip koparip saga sola atiyordu. Bir arkadasim Manisa’daki bir okuldaki idareci arkadasimi ziyarete gitmis, bu tatil baslangicinin hemen ertesine rastlamis, ögrenciler okulun son günü her yere zarar vermisler. Kitabi koparmaya okula zarar verdiren sey neydi? Üst siniflardan gördügü için olusan okulun son günü böyle yapilir. Iki kisi arasinda genelevle ilgili konusma geçmis, biri digerine geneleve gitmenin olusturacagi zararlari anlatmis, digeri de onun söylediklerine karis fikirler sunmus, o zaman biri digerine sormus geneleve gitmenin gerekliligine seni inandiran kim? Digeri cevap vermis “abim”
Sinavlarda da stress basariyi engelliyor, gene oyal mekanizma devreye girip bilgilerin akisini engelliyor, öncelikle kaygilanmasina sebep olacak düsünceleri çagristiracak ve sonucun olumsuz olacagina inanir. Sinav öncesi ders çalismak ister ama bir engel çikar, çok çalisir ama sinavda ögrendiklerini hatirlayamaz ya da basit yanlisliklar yapar, soruda buna göre hangi sonuca varilamaz veya asagidakilerden hangisi parçada geçen bir bilgi degildir dese bunu sonuca varilabilir veya bilgidir olarak algilayabilir. Pek çok ögrenciye sinavinin nasil geçtigini sordugumda çok basit yerlerde hata yapmisim cevabini vermistir. Sinava kadar bir ögrenci yapabilecegini yapmistir, sinav basladiktan sonra kaygi duymanin bir faydasi da yoktur. Olumlu yasamanin gücünü kullanarak bunlardan uzak durmaliyiz, güvendigimiz insanlardan yardim isteyebibiliriz.
          Verilen örneklerden anladigimiz kadariyla ögrenmede endiseye yer yok ancak bu kavrami keske baska bir sözcük karsilasa ama endise etmemiz gereken seyler de var. Sanirim Ingilizcede de bu ayirim yapilmamis çünkü Douglaj H.Brown, Principles of Language Learning and Teaching adli eserinde ögrenmeyi etkileyen kisisel faktörleri sayarken endiseye de yer veriyor. Bunlari facilititative anxiety ve debili tative anxiety olarak isliyor. Bir ögrenci sabahleyin derse geç kalmaktan, derste yapacagi uygunsuz bir davranisla ögretmenini üzmekten, arkadaslarina kötü örnek olmaktan, ders araç ve gerçeklerini unutmaktan, derste dikkatini toplayamamaktan vb. Enndise etmelidir. Bunlardan hedefi olmayan rüzgarda savrulan yaprak misali ögrenciler endise etmez. Hedefi olan birögrenci derse zamaninda gelmesi , uygun davranislarda bulunmasi, araç ve gereçleri getirmesi, arkadaslarina iyi örnek olmasi, daha verimli bir ögrenme için dikkatinin derst olmasi gerektigini bilir ve buna inanir. Bunlarla yeni tanisanlar ise bir süre sonra bu sekil yasamaya alisacaktir ve bu onun için bir yasam biçimi olacaktir.
Biraz geride kaldi ama “derse motive olmanin ve ögrenmenin kaliciligi için tekrarin önemli oldugunu söylediniz ve degisik seyler önerdiniz, peki bunlara zaman yetermi” seklinde bir soru vardi. Bir ögrenci düsünün bu ögrenci ödevlerini son ana birakiyor, sinavlar yaklasinca telasa düsüyor ama siz farklisiniz, 2000 yilinda ögrencilerimizle uyguladigimiz zaman planlamasi modeline göre çalisiyorsaniz.
Tercihinize göre seksen ve doksan dakika ders çalisiyorsunuz, en fazla on bes dakikanizi o günkü derslerin tekrarina ve ertesi günkü derslere göz gezdirmeye ayiriyorsunuz, on dakikada yatmadan önce aldiginiz çalisma notlarina bakiyorsunuz toplam 125 dakika bu da iki saat bes dakika eder ve siz bunu hergün yaptiginiz için kaygilardan uzaksiniz, basarilisiniz, iki saat bes dakika fedakarlik çok degildir, hem de asli görevinizin ögrencilik oldugunu hatirliyorum. Kabaca xögrencisini düsünelim, saat 16.45 de eve geldi. 17.15 - 18.30 arasi disariya çikti, arkadaslariyla görüstü, spor yapti, 18.45-19.30 ile 19.45 -20.30 arasi dersini çalisti. Babasi ticaretle ugrasiyordu ve bu siralar eve geldi. 20.35 de aksam yemegini yemek için bir araya geldiler. Saat 21.00 de en sevdigi televizyon programi vardi, ders çalismasinin ödülü olarak, zafer kazanmis bir kumandan edasiyla programi seyredebilirdi. Saat 22.45 de o gün çikardigi ders notlarina bes-on dakika göz gezdirdi. Planladigi sekilde saat 23 de yatti. Bu arada cani istedigi ister okuldan gelince bir sirada balkonda portakalli, greyfurt suyunu içerken isterse sevdigi programin reklam arasinda o günkü ve ertesi günkü derslere de göz atmisti.
Ertesi gün dinç bir sekilde uyandi, teni ve güzel bir gün onu bekliyordu.
Yazarak çalisma ihmal edilmemelidir, cümlelerimiz kendi cümlelerimiz olmalidir, kendi cümlelerimizi daha kolay hatirlariz. Soru cevapli özetlerde gerek duyulursa çikarilabilir. Kitaptaki önemli yerler çizilebilir, aklima Ingilizce derslerinde okuma parçalarinda geçen yeni sözcükleri fosforlu kalemle / tektlimerla çizdirmem geldi. Bu kalem konusunda çok israrliydim, bu kalemleri getirmeleri ve ögrenilen kelimelerin altlarini çizmeleri, onlara sinavda kolaylik sagliyordu. Ayrica kelimenin hangi baglamda geçtigini kolayca görüyorlardi.
Çok önemli noktalar ufak kagitlara yazilmalidir, bunlar bir paraya ilistirilebilir veya yapiskanli kagitlar bu is için kullanilabilir. Bunlar sürekli gündem de kalarak gözümüz gördügü sürece beynimize girdi yapar.
Yapmam gereken birsey bana söylendiginde veya aklima geldiginde bunu bir yere yazarim, ama o kagida bakmadan aklima gelir, ya da yazdigim aklima gelir, yazdigim sey de yapmam gerekendir. Belki de bilinçaltina önemli oldugu kaydediliyor ve unutulmuyor. Ayrica bir yerde söyle bir söz görmüstüm, unutmamak için kaydetmek lazim.
Arzu edenler yazdiklari notlari yüksek sesle tekrar edebilirler. Uyumadan önce çikarilan özetlere göz atilmalidir. Dikkat ederseniz uyumadan önce seyrettigimiz film veya konusmalariniz, sizi uyku sirasinda da etkiler. Buradan da su anlasilabilir. Uyumadan önce okuduklarimiz beyinde daha kalici oluyor.
Bir ögrencinin derste ögrendiklerini ve daha önce çalistiklarini hesaba katmayalim, bir aksamda ögrenci konuyu okuyor, kendi cümleleri ile not aliyor, çokönemli noktalari da yapiskanli kagitlara yaziyor, ara vermeden önce kisa bir tekrar, yatmadan önce çikarilan notlara göz atiyor, görüldügü gibi yapilan tekrarlar beyinde yer etmesini sagliyor. Duyarak ögrenmeyi tercih edenler, çikardiklari notlari kendileri sesli olarak uyuyabilir yada bir baskasina okutabilir. Bir baska ise ögrendiklerini bir baskasina anlatirsa ögrenebilir. Ögrenme tarzi tercihine uygun tekniklerin sayisini arttirabilir.
Sinavlar öncesi çikarilan notlara göz atilabilir, ama kitaptan okumak kafa karistirabilir. Çünkü çikarilan notlardaki bilgiler diger bilgileri çagristiracaktir. Ben 172 sayfalik bir kitap okumustum. Bu kitaptaki bilgileri kullanarak üç sayfa kadar tutan notlar almistim. Ama oradaki her bir cümleyi üç sayfa anlatabilirim. Çünkü o cümle diger bilgilerinde anahtaridir.
Aksortislerden istifade etmeliyiz. Hatirlamak istedigimiz sözcüklerin ilk harflerini kullaniriz.
Örnek : Güney Marmara’nin göllerinin adlari nedir?
Uluabat Sapanca, Iznik-Manyas

    U S I
Þ M
                Manyas
                Iznik
                Sapanca
                Uluabat

Ingilizce’de Eylül, Ekim,Kasim,Aralik aylari karistirabilir, bunu lisedeki Ingilizce ögretmenim söylemisti.
     S O N
Þ D
                December
                November
                October
                September

Üniversitede Uygulamali Dilbilim dersinde motivasyon konusu vardi. Bunu semaya döküp ögrenmistim.
                Motivasyon            Motivasyon kaynagina
                                göre
            Motivasyon çesitleri
            (amaca göre)        Intrinc extrinic
                            Örnek         örnek

        Instrumental        Integrative Essimilative
açiklama açiklama açiklama

    Ihtiyaç açisindan
1.    The Need For Exploration
2.    The Need For Manipulation
3.    The Need For Activity
4.    The Need For Sitimulation
5.    The Need For Kronuladge
6.    The Need     For Ego-enchancement

Her bilgi ögrenilirken bu bilginin neyin bir parçasi oldugu bilinmelidir. Uygulamali Dilbilim dersinin ders kitabinin dili çok agirdi. Dilbilim dersinin ders kitabinin dili çok agirdi. Bazen gerginlik oldugu için alicilarim kapanirdi, okurdum okurdum anlayamadim. Bazen de okudugumuz cümleleri gayet güzel anlardim. Ama konu bitiminde aklimda sadece son cümle kalirdi. Her bilgi ögrenilirken bu bilginin neyin bir parçasi oldugu bilinmelidir. Bu derste genel bir konu alt basliklari onun alt basliklari ve degisik yönlerden siniflandirmalar ardindan tekrar genel basligin alt basligi bu böyle sürüyordu. Sonra konularin semalarini çikardim.
Basliklara kendi cümlelerimle açiklamalar yazdim, varsa örnek yazdim. Artik Motivasyon’un ögrenmeyi Etkileyen Kisilik Faktörlerinden alti faktörden biri oldugunu biliyorum. Daha sonra motivasyon tiplerini taniyorum ve motivasyonun kisinin kendisinden veya disaridan bir sebeple olustugunu biliyorum. Artik hoca bana bir firmanin elemanlarini mesleki açidan gelistirmeleri için yurtdisina gönderiyor dese, bende ona bu kisinin açiklamalarda bulunarak Instrumental ve extrinsic motivationu oldugunu söyleyebilirim. Sunu da ilave edeyim arkadaslarla da birbirimize anlatirdik. Iyice pekistirdik. Ayni seyi Türkçe derslerinde görüyoruz. Ögretmen verilen cümleyi, anlam, yapi, ögelerinin dizilisine, çatisina ve yüklemine göre yaziniz diyor. Ögrenci belki hepsini gayet iyi iliyor olabilir ama aralarinda bir anlam iliskisi kurmadigi için soruyu anlamakta güçlük çekiyor.



                        SÖZCÜK TÜRLERI

Fiiller     Isimler Sifatlar Zamirler Zarflar Edatlar Baglaçlar Ünlemler
(Eylemler) (Adlar) (Önadlar) (Adillar) (Belirteçler) (Ilgeçler)


        ANLAMLARINA GÖRE                YAPILARINA GÖRE

Varliklara Varliklarin Varliklarin Basit Isim Türemis Birlesik
Verilisine oluslarina sayilarina isim isim
göre göre göre

özel cins somut soyut Tekil cogul topluluk
isim isim isim isim isim isim ismi
                                        isimden sifattan fiilden yansimadan
türemis türemis türemis türemis
isim isim isim isim

Bu tip çalismalar ögrencinin konuyu bütün olarak görmesini saglayacaktir.
        
Bazen de yanlis çikarimlar yapabiliyor. Ali okula gitti. Cümlesinde gitti yüklemdir. Cümleyi yüklemine göre incelersek bir fiil/eylem cümlesidir. “Gitmek” olarak sözcük türleri açisindan fiildir. Ögrenci cümleleri ögelerine göre incelerken veya sözcük türüne bakarken fiil/eylem ile yüklemi birbirinin yerine kullanabiliyor. Diger bir konuda her yüklem fiil/eylem degildir. Ali ögrencidir (yüklem) bu cümleyi yüklemine göre incelersek isim cümlesidir.
Derslerde uygulamalari mutlaka yapilmistir. Derste de ögretmenin ve arkadaslarinin yaptigi alistirmalari dikkatle incele, sende katilmaya çalis, Türkçe dersinde bir cümleyi incelemek isteniyorsa, sen kalk yap. Fen Bilgisi dersinde bir problem sorulmussa kalk çöz, Ingilizce dersinde yapilan alistirmalara aktif olarak katil, Arkadaslarim bana gülerse, ya yanlis yaparsam gibi düsüncelerden uzaklas. Hem yanlis yapsan bile dogrusunu ögrenirsin. Gene kendimden ve uygulamali dilbilim dersinden örnek vermek istiyorum, ögrenme stratejileri diye bir konu vardi. Buna kabaca bir kisinin bir seyi ögrenirken kullandigi teknikler diyebiliriz. Bir tabloda da bunlarin neler oldugunu kitapta verilmis. Derste degisik ögrenci tipleri ve durumlari olusturduk. Ögretmenimiz verilen bilgilere göre hangi stratejilerin kullanilacagini anlatti. Siniftaki ögrenciler degisik örnekler yapti. Sinavda da buna benzer sorulari sorulmustu. Ben ögrenme stratejilerini çok iyi bilebilirim, kitabi satir satir okumus olabilirim. Ama derse gelmeseydim veya gelipte baska seyle ugrassaydim, kisilere ve durumlara göre stratejilerin belirlenmesini ögrenemezdim.
Demek ki dersi derste ögrenecegiz, ögrenirken ögrendigimiz bilginin önemli olduguna inanacagimiz böylelikle beynimiz alicilarini daha iyi asacaktir. Daha sonra ne kadar çok tekrar edersek unutma azalacak ve ögrenme verimimiz artacaktir. Artik alistigimiz sadece ders kitabini okuyarak ders çalisma tekniginin tek basina yeterli olmadigini biliyorsunuz. Kendimize ders çalismak için bir defter edinin veya Cumhuriyet Caddesi’nde toptan kirtasiye malzemesi satan yerler var, orada beyaz parsömen kagidi, 950.000, 175 tanelik 300 tanelik baska bir marka kagit 2.500.000 TL idi. Daha ekonomik olsun derseniz sari yada samanli kagit tabir edilen kagitlardan alabilirsiniz. Önemli noktalari yazacagiz. Yapiskanli kagitlar temin edin, önemli yerlerin altini çizmek için fosforlu kalemler, not alirlar, özet çikarirken kullanmak üzere renkli kalemler temin edin. Kendinize klasör ve cep dosyalari edinin derslerde ögretmenin verdigi fotokopileri, degisik kaynaklardan çektiginiz fotokopileri daha sonra çikardiginiz saklanmasi gereken çalisma kagitlarinizi vb. Koyun. Yoksa herbiri baska bir yerdeki kagitlari bulmaniz zor olur.
Odanizda bir panonuz olsun, panonuzda haftalik ders programiniz, sinav tarihleri,yapmaniz gereken ödevler olsun. Üzerinde haftanin günleri yazan bir tablo hazirlayin ve yaptiginiz ders çalisma ve gelisim faaliyetlerinizi kaydedin.
Bunu yapmalarini ögrencilerine tavsiye etmistim. Böylelikle kendinizi takip etmis olursunuz, bunu bazi ögrenciler gereksiz bunda, A.B.D. li Profösör Reberrca Ç.Oxford’da “Weekly Schedule” adli benzer çalismayi tavsiye ettigini geçenlerde kitabinda gördüm. Demek ki yaptigimiz bu çalismanin bir faydasi var ki A.B.D.’de uzmanlar ayni seyi tavsiye ediyor. Hem hiçbir faydasi olmasa bile insan ne kaybeder? Haftalik ders çalisma takip çizelgerinizide panoya koyun. Sizi motive edecek güzel sloganlar bulun ve onlari görebileceginiz bir yere asin, Matematik ve Fen Bilgisi derslerinde ögrendiginiz formülleri , Ingilizce derslerinde yeni ögrendiginiz kelimeleri, küçük kagitlara aldiginiz notlari hep panonuza koyun.
Fen Bilgisi ve Matematik derslerinde ögrendiginiz konularla ilgili bol bol sorular çözün, bu sinavda çikacak soru çesitlerine sizi asina kilacak ve çözme sürenizi azaltacaktir.
Diger derslerde özet çikarin, semalar çikarin, aksarti, (Geç harfleri kullanmak) lerden faydalanin küçük kagitlara notlar alin, önemli noktalarin altini çizin, varsa kitaplarin bölüm sonlarindaki özetleri okuyun varsa sorulari çözün, zamanimiz müsaitse yardimci kaynak ve warkbooklardaki alistirmalari yapin, isterseniz yazdiklarinizi sesli olarak tekrar edin, bir baskasina anlatin, bir baskasindan dinmleyin, kendi ögrenme tarziniza göre kullanacaginiz teknikleri arttirabilirsiniz. Son paragrafta anlattiklarimi okumustunuz ama tekrardan zarar gelmez.
Bazi ögrenciler için bilgisi zihninde canlandirmasi zihninde betimlemelesi, duygularini isin içine katmasi onun ögrenme performansani arttirabilir. Çalistigimiz ortam düzenli olmalidir. Odamiz havalandirilmis ve toplu olsun.
Unutmayalim, bütün bunlari yaparken stress ve kaygidan uzak durmaliyiz.
Bunlar ögrenmemizi engelleyebilir. Bilinçaltina hep olumlu mesajlar göndermeliyiz, islerimizi zamaninda yapmaliyiz, ertelenen seyler amacimiza ulasmayi da erteler, ögrendigimiz seyin önemli oldugunu düsüneliyiz, buögrenmeyi kolaylastiracak ve o bilginin uzun süreli hafizaya kaydini saglayacaktir.
Ögretici ile iyi iliskiler kurmamizi faydali buluyorum. Bu derste alicilarimizin açik olmasini saglayacak ve ders disi zamanlarda daha kolay yardim ve ders disi zamanlarda daha kolay yardim istememizi ve danismamizi saglayacaktir. Sirasi gelmisken bir kere daha söylemeliyim.
Dersi derste ögrenmeliyiz. Derste dikkatimiz derste olmalidir. Zihnimizi , çalacak zilden, simdi burada oturmak yerine basketbol oynasam düsüncesinden, arkadasima nasil bir saka yapsam planlarindan vb. Uzak tutmamaliyiz. Atletizm müsabakalarinda atletler kosu öncesi sadece baslamak için tabancanin patlama sesine odaklanmistir.
Buna algida seçicilik diyoruz. Biz de derste en yüksek düzeyde verim almaya çalismaliyiz. O zaman ders dikkatimiz esnasinda derste olmalidir.
Iyi aliskanliklar edinin ve kötüleri basindan terkedin zararli aliskanliklardan kurtulmanin yolu onu birakmaktir. Ögrenme performansini azaltan seyleri tespit edip onlardan vazgeçilmelidir. Burada insani yaniltan düsüncelerden biri de baskalari yapiyor, düsüncesidir. Bu konuda zig ziglerinin Zirvede Görüsürüz adli kitabinda baskalari yapiyor düsüncesiyle hareket edenlerin ugradiklari zararlar anlatiliyor. Bunlari okuyabilirsiniz. Her ne kadar baskalari yapiyor düsüncesinden uzak durmamiz gerektigini söylesem de bir baskasi bu düsünceye sahip olabilir, bizim yaptigimiz olumsuz bir davranis bir baskasini veya bir toplulugu olumsuz etkileyebilir. Pek çok velimden yapilan gezi ve piknikler sonrasi ögrencilerin ögrenme ve çalisma performanslarinin arttigini duymusumdur. Ama bir gezinin gerçeklesmesini engelleyen veya velisine dahi söylemeyen, katilmayarak demek ki katilmamak oluyormus diye diger arkadaslarinin yanlis düsüncelere kapilmasini saglayan ögrenciye neyi kazanmis, neyi kaybetmis ve neyi kaybettirmistir? Bunun yaninda Bursa-Ayvalik arasinda sadece gidis ücretinin bes milyon lira oldugu bir dönemde 8 milyon lira ile harika bir gün geçiren sosyal ve kültürel gelisimine katkida bulunan, grupla hareket etme, bagimsiz is basarma becerisini kazanan, Susurluk’ta ayranini içen, kazdaglari milli parkinda kahvalti sonrasi doga ile basbasa kalan, Akçay’da Sarikiz efsanesini ögrenen, Cunda Adasi’nda teknik turuna çikan, denizin ortasinda mangal keyfini yasayan , Ayvaligin tertemiz sularinda yüzme firsati bulan, Burhaniye -Ören’de aksam günesinin batisisini izleyen, dönüste gene Susurluk’ta köpüklü ayranini içekken nese içinde arkadaslari ile sohbet edip aksam yemegini yiyen, arkadaslari ile dostlugunu pekistiren, ögretmenini daha yakindan taniyan, degisik bir ortama girip, hosuna giden seyleri yapip, eglenen, ruhsal gerginlikten uzaklastigi için derslerine daha bir siki sarilan çevresi ve iyi bir örnek teskil eden ögrenci ve unun velisi neyi kazanmis, neyi kaybetmistir?
Doç. Dr. Münire Erden ve Doç. Dr. Yasemin Akman’a söyle ifade eder. “Ögrenciler üyesi bulunduklari topluma ait olduklarini hissetmek isterler. Okul ortaminda ögrenci, ögretmeni ve arkadaslari tarafindan benimsendigini, sinifin bir parçasi oldugunu bilmek ister. (1977)
Bir sinifta derslerinde basarili ve güzel davranislari olan bir grup ögrenci ile derslere ilgisiz uygunsuz davranislari olan bir ögrenci vardi. Bu iki grubun haricinde bir grup vardi. Bu gruptakiler kendilerini kabul ettirebilmek için uygunsuz davranislari olan ögrencilerin davranislarini taklit etmeye basladilar. Böylelikle sinifin %70’I arzu edilmeyen çizgiye geldi. Ama kalan %30 gene o sinifin parçasiydi ve digerlerine yine saygi görüyordu. Belki bu uç bir örnek ama sinifinizda gene sizlerle beraber olan çok sevdiginiz ama dogru olmadigini bildiginiz seylerde ise geri planda olan arkadaslariniz var, onlari gözlemleyin. Sizde varliginizi kabul ettirmek için toplumca deger kabul edilmeyen davranislari yapmak zorunda degilsiniz. Deneyin bir çizginiz oldugunu,belirli bir tavriniz oldugunu arkadaslariniz farkederse (birazcikda dersleriniz iyiyse) sizi daha çok benimseyeceklerdir. Eger dogru olmayan davranislariniz varsa bunlari terkedin, sakin baskasini da alet etmeyin, diyelim derse girmeyeceksiniz, baskalarini da buna ortak etmekten kaçinin, (insan yanlis oldugunu bildigi birseyi yaparken rahatsiz olur, baskalarinin da yapmasi onu rahatlatir.)
Bir grupta yer edinmek için yanlis oldugunu bildiginiz seyleri yapmaktan sakinin. Lisede iken bir arkadasim alkollü bir içki almis bana benden kimsenin süphelenmeyecegini ve içkiyi okula sokmami söyledi.
Ben bunu yapmak istemedigimi söyledim. Arkadasim anlayisla karsiladi. Içkiyi sokmadigim ama sinifta ki yerimi koruyordum. Sanirim ne demek istedigimi anladiniz. Güzel davranislar ve basarma çabasi sizi yüceltecektir.
Insanin elde ettigi seylerin veya karsilastigi olaylarin sebeplerinden biri de tercihleridir. Bir insan bir aliskanligi edinmesi tercih ettiginde, bunun sonuçlarini da kabullenmistir. Söyle bir cümle okumustum, “iyi aliskanliklari elde etmek güç olabilir, ama onlarla yasamak kolaydir. Kötü aliskanliklari ise elde etmek kolay oldugu halde onlarla yasamak güçtür. Düzenli ders çalismayi aliskanlik haline getirmek isteyen bir ögrenci kendine bir hedef belirliyor. Ulasmak için istek duyuyor, içindeki ümidi besliyor, zamanini planliyor, içindeki ümidi besliyor, zamanini planliyor kendine uygun teknikleri kullanarak ders çalisiyor ve bunu kararlilikla sürdürüyor. Bunlara alisana kadar biraz güçlük çekebiliyor. Ama sinavlar yaklastigi için kaygiya kapilmiyor. Yavas yavas basarmaya baslayinca özgüveni artiyor ve mutlu oluyor, zamanini planladigi için degisik sportif ve sosyal faaliyetlere katilabiliyor. Veli-ögrenci arasindaki ders çalis sözleri ve arkasindan gelen çatismalar sona eriyor, önemlidir - degildir. Nesneldir - özneldir tartisilabilir ama ölüme degerlendirme sisteminin sonucunu yansitan karneyi alinca ögrenci mükemmel bir karne olmasa da elinden gelen gayreti göstermis olmanin huzuruyla yasiyor.
Düzenli bir hayat yasadigi için yetiskinlik döneminde de is hayatinda, çevreyle iliskilerinde, aile hayatinda basarili oluyor. Bunlari okurken bile yüzünde golümere ve içinizde bir ferah duygusu olustugunu zannediyorum. Her zaman olumlu yaklasimda bulunmak tercih edilmelidir. Ama büyüklerimiz ibret almak için hastaneleri, cezaevlerini ve mezarliklari örnek göstermistir. Bir de yukarida anlatilan ögrenciye benzemeyen rüzgarlarda bir oyana bir buyana savrulan yaprak misali bir ögrenciyi canlandirin, hangi yasanti daha kolayi hangisi daha zor?
Zararli aliskanlik deyince ilk aklimiza yaygin oldugu sigara gelir. Böyle bir ögrenci için harçligindan sigaraya para ayirmasi gerekecektir, okulda içemez, kendini tehlikeye atarak tuvaletlerde içmeye çalisacaktir. Erkekse askere gittigi zaman belirli zamanlarda ve ortamlarda içemeyecektir, sagligina dolayli ve dogrudan verdigi zarari ve maddi-manevi diger kayiplari da siz ilave edin.
Zararli aliskanliklari bize cazip gelebilir, çevremizde ki insanlar zig ziglarin ifadesine göre, uyusturucu kullanimi, sarhosluk, evlilik disi cinsel iliskiler, gibi olaylarin olagan, siradan oldugunu kabul ettirebilir, kabullenmislik fiiliyati / eylemi getirebilir. Bunun yaninda pembe dizi arkasi yarin olarak tabir edilen filmlerde toplumca deger kabul edilmeyen davranislar olaylar vardir. Oradaki kisiliklerle seyirci kendini özdeslestirebilir. Hep kötü olaylar meydana geldigi için insanlari olumsuz düsünce tarzina sevkediyor. Televole tarzi programlarda içkiyi su gibi tüketen insanlar, sadakattan uzak beraberlikler, nikahsiz beraberlikler, küçük menfaatler için televizyon ekranlarindan birbirlerini suçlamalar vb. Liste uzayip gidebilir ama kötüyü fazla betimlemek iyi bir sey olmasa gerek.
Bir de delikanliligin kitabini yazarlar, akilli olmadigi belli olan yürekler, kapan kuranlar var. Vurmanin kirmanin, zorbaligin deger akçe oldugu diziler var. Buradaki karakterler ilgi görüyor ve yaptiklari hos karsilaniyor, bazen yaptiklari destekleniyor. Keske insanlar biraraya geldigi zaman “dün TV’de çok güzel bir belgesel vardi, ben de kitapçida çok güzel kitaplar gördüm. Benimkiler istiyor, seninkileri de al hep birlikte denize gidelim vb. Konusmalar geçse.
Bunlar olmuyor diye Robinion Crowise gibi kendimizi toplumdan soyutlayip yasayamayiz. Ailemizin diger fertleri bunlari seykediyosa, sinif arkadaslarimiz her firsatta erotik fikralar anlatiyorsa bunun bilimsel gerçekligi var mi bilmiyorum ama sahsi kanaatim kendimize bunlarin yanlis oldugunu ve sakinmamiz gerektigini telkin etmeliyiz. Minübeste giderken insana karamsarlik asilayan bir arabesk parçasi çaliyor olabilir, burada da kendimize bunu telkin etmeliyiz. Yoksa beynimiz aldigi bilgileri kaydeder, bilinç altimiza yerlesebilir. Düsük bir not alinarak her zaman olumlu tatsiz bir olay yasan bir kisi sonrasi her zaman yaptiklarinin aksine olumlu yaklasmayabilir. Ama biz bu noktada beynimizin alicilarini bir sekilde zararli seylere karsi kapatmaliyiz.
Biz nasil olmasini istersek, nasil inanirsak kendimizi öyle yönlendiririz. Zararli aliskanliklara karsi sigortalamis oluruz. Kendimizi de bilinçalti kayitlari uykuda da devam eder, A.B.D. de bir katilin populer bir sarkinin etkisinde kaldigi gece yatarken radyosunun açik biraktigi bir gece bu sahsin dinledigi radyo kanalindan birkaç kez çalindigi ve sabahleyin kalktiginda bir kaç kisiyi öldürdügü tespit edilmis.
Baskalari yapiyor düsüncesinden ve toplumda yer edinmek ugruna yapilan yanlis fiillerden sakinirsak çok kazançli oluruz, inanin arkadaslarinin söze saygi duyacaktir ve örnek davranislarda bulundugumuz için onlara yardim da etmis oluruz. Onlar belki sizi örnek alip zararli aliskanliklardan kurtulacaktir. Dogru bildiginizi yaparak kendinizi zararli aliskanliklardan koruyacak, örnek davranislarinizla baskalarina da yardim etmis olacaksiniz aslinda en büyük yardimi kendinize yapmis oluyorsunuz, güzel davranislarinizi sigortaliyorsunuz, hem de fazla çaba harcamadan.
Açiklama, ilave:
Bunu yaparken “sunu yapma” dersek beyin “yap” anlayabilir. Onun yerine “ben bunun yanlis oldugunu biliyorum”, “bundan sakinmaliyiz” Ben bazi sadece “hayir” diyorum veya sizin akliniza gelen olumlu anlamlar tasiyan cümleleri tercih etmeliyiz.
Bir sorunu ile ilgili olarak bir ögrenci ile sürekli görüsmeler yapiyordum. Ögrenci bu sorunlariyla basa çikmasini ögrendi, olumlu degisiklikler gösterdi ve bir arkadasinin örnek davranislarinin çok etkisi oldugunu söyledi.
Çok basarili bir sporcu varmis, zamanla zararli aliskanliklar edinmis, gece hayatina alismis, sonra parasi ve yetenegi bitmis, bir günübir gazeteci bu mesleginin zirvesindeyken ayaklar altina düsen sporcuya paralarini harcamaktan pisman olup olmadigini sormus, sporcu ise söyle bir cevap vermis “Hayir, paramin bir bölümünü harcamaktan pisman degilim. Fakat kendimin bir bölümünü harcadigim için çok pismanim.”
Nasil her bir tekrar o bilginin kalici olmasini sagliyorsa, o aliskanligimiz, tekrar ettikçe o aliskanligimiz kalicilasir.” Ama hiç birsey için geç degildir, zararli aliskanliklarimizi tespit edip ondan vazgeçebiliriz. O aliskanligin iyi ya da kötü aliskanlik olmasina göre, o aliskanlik kisiyi ya hedefe ulastirir, ya da bulundugu noktadan daha asagilara iter.
Iyi aliskanliklar, güzel davranislari biz baskalarinin gözünde de yüceltir. Bu bizim basarimizi da arttirir. Diyelim ki bir ögrencinin yazili sözlü varsa ödev notu ve ortalamayi hem 3 e hem de 4 e yakinsa, ögretmen son sözlü notunu karne notu 4 olacak sekilde verecektir. Ögretmen, “bu ögrenci derslere devam etti, ödevlerini yapti, çok efendi, saygili, .....” diye aklindan geçirecek ve notu karnesine dört gelecektir. Gençligin kiymetini bilmek gerekir, bir kaç yil önce yüzmek için havuza gittim, 22-23 yaslarinda bir kisi yaninda da 14-15 yaslarinda iki genç geldi. Biri birine su atti, mesele büyüdük tartismaya basladilar, biri digerini büyük olana sikayet etti, o da ikisine de sert tepki verdi, eglenmek için geldikleri yerde moralleri bozuldu, halbuki gençler bunun tadini çikarmaya çalismaliydi. Büyük olan ise meseleye müdahil olmamaliydi.
Insanin genç oldugu dönemde dedigimiz gibi gençliginin tadini çikarmak, tabii ki zamaninin bir kismini kültürünü gelistirmeye, güzel seyler ögrenmeye, derslerine çalismaya ayirmasi gerektigini bilmeli.
Insanin bir ciddiyeti olmali,ciddiyet kavramini insanin diger insanlarla olan iliskilerinde belirli bir siniri olmasi anlaminda kullaniyorum. Insan içinde sevgi hisleri oldugu sürece hayatin bir anlami olur. Insanlar arasinda sevgi ve saygi olmali, bir kardeslik olmali, kardeslik illa kan bagiyla olmaz, aralarinda çok güzel dostluklar olan komsular, arkadaslar görmüssünüzdür. Belki sizde bunlari yasiyorsunuzdur. Bir ortama girildiginde olur olmaz konusmalardan kaçinilmali. Konusmus olmak için konusmaktan sakinilmali. Söyleyeceklerimizi zihnimizde tasarlamali ve düsünerek konusmaliyiz. Lüzumsuz ve nereye vardigi belli olmayan sözler sahibinin degerini düsünür. Dinlemeyi ögrenmekte önemlidir.
Davranislarimizda da dikkatli olmaliyiz, birlikte olundugunda eglenmek moral bulmak, gerginliklerden arinmak için firsatlar aranmalidir. Ancak bunlari sululuk noktasina getirmekten sakinilmalidir. Güzel sözler, güzel davranislar bizi yüceltir. Bir gezi dönüsü rehber, su uzun boylu olani çok takdir ettim, belli bir tavri var, onu hep koruyor, öyle kisilerle gezi bir zevktir demisti.
Yapilan sakalarin ögrencilerim için güzel seyler söylenmesi benim ve hosuma gider. Hayatin onlara gülmesini, kötülüklerden uzak olmalarini, hep iyi seylerle karsilasmalarini dilerim. Yapilan sakalarin bir ölçüsü olmalidir. Kisilerin zaafindan yararlanmaktan sakinilmalidir. Bir ögrenci çok gidiklaniyor, veya böcekten korkuyor olabilir. Diger ögrencilerin buna eglence arari yapmasi yanlistir. Uygunsuz sözlerden, avam tabir ile esek sakalarindan uzak durulmalidir. Bir okulda bir ögrenci baska bir ögrencinin kravatindan saka yapmak için tutmus, arkadasi “yapma-etme” dedikçe, digeri aldiris etmemis, en sonunda ögrenci yere yigilmis ve öldügü anlasilmis. Bu arada oynayan oyunlara da dikkat edilmeli, örnegin uzun esek oyununda dogrudan bele yüklenilmekte, bu sinir sistemine zarar vermekte, hatta sakatliga yol açabilecegini duymustum.
Bir de dersler esnasinda biri birine birsey söylüyor, veya ona bir hareket yapiyor” o da ona karsilik veriyor, derse olan ilgisi dagiliyor, bu arada ders ortami bozuluyor, ögretmen müdahale ediyor böyle devam ediyor, halbuki aldiris edilmezse ilk baslatan amacina ulasamamis olur. En azindan ders ortami bozulacagi için ögrenci varsa ögretmenine ve arkadaslarina olan saygisi dolayisi ile ona karsilik vermemelidir. Bazen de birögrenci baska bir ögrenciye el sahasi yaparak rahatsiz ediyor, ögretmen de arkadasini rahatsiz etmemesi için uyariyor. O da arkadasinin ses çikarmadigini söylüyor. Halbuki o ses çikarmiyorsa, rahatsiz olmadigi için degil arkadasini kirmamak için ses çikarmiyordur. Bizim de böyle ince düsünceli arkadaslarimizi üzmemiz hos olmaz.
Ben bu bu durumlari suna benzettim, biri birine gül uzatiyor digeri de ona gül uzatiyor ama dikenlerini batirarak, size iyilikle yaklasanlara siz de iyilikle yaklasin dostluk arkadaslik kardeslik öyle basitseyler degildir. Bunlarin hiçbiri olmasa bile insan oldugu için deger vermeye deger. Lise’de ögretmenimiz defterimize bir Ingilizce bir de Türkçe cümle yazdirmisti. Ona da ögretmeni söyleyis., “To err is human, to forgive is divine” “Iyilige karsi iyilik her kisinin isi, kötülüge karsi iyilik er kisinin isi” Insan ona kötülük yapana bile iyilikle yaklasacaksa pekçok ortak paydalari oldugu , ayni ortami paylastigi ona deger veren arkadaslarina, ögretmenlerine, anne ve babasina deger vermelidir. Her söyledigimizin veya yaptigimiz davranisin vermek istedigi mesaj vardir. Bazen de bizim ne söyledigimizden çok karsimizdakinin ne anladigi önemlidir.
Bir gün babalarinin dogum günü için aile fertleri bir araya gelmis, Babada gecenin sonunda kirk yili asan hayatinda neler ögrendigini anlatmak istemis, çocuklarindan biri ise anlattiklarina lakayit kalmis, baba da bundan rahatsiz olmus ve o gecenin güzelligine gölge düsmüs. Diyelim küçük kardesimiz bir resim yapmis, bunu bize gösterdigi zaman ona deger verdigimizi hissettirmeliyiz, bizim için önemli olmayan birsey karsimizdaki için çok önemli olabilir. Derste gizlice bir baska dersin ödevini yapan, arkadasinin yaptigi harekete daha fazlasiyla cevap veren, camdan disariya bakan,ders araç ve gereçlerini örnegin textliner’ini getirmeyen, sinifça yapilan çalismalara katilmayan ögrencinin dersi önemsemedigi anlasilabilir. Her ne kadar ögrenci bunu kabullenmeyecekse de, verdigi mesaj budur.
Bir pazar sabahi performans gelistirme ve degerlendirme borularinda Marmara Üniversitesi’nden bir uzmanin bilgi verecegi yere gittim. Organize edenler belki katilimcilarin toplanmasi için yarim saat önce baslangiç saatini bildirmis olabilir, bir saatten fazla zaman geçtigi halde konusmacilar gelmedi, bir katilimci “bunlar büyük bir firmaya gitselerdi, kimse onlari ciddiye almazdi, aslinda bizim de kalkip gitmemiz lazim” dedi. Sonunda gelebildiler,ama verdikleri mesajdan sunu anlamistik. “Bu adamlar ciddiye alinmaz, islerini ciddiyetle yapmiyorlar ve yeterince deger vermiyorlar, sözde performans degerlendirmesini anlatacak bu insanlardan bekledigimiz performansi elde edemeyiz. “
NLP sistemi/Neuro Dili Programlamasi uzmanlarininda tasdik ettigi bu kurala veliler de dikkat etmeli, O gün isyerinde çok ciddi sorunlar yasamis, çok yorulmus veya birine kizmis olabiliriz, aksam eve geldigimizde, çocugunun “anne-/baba bugün okulda Ingilizce ögretmenim yaptigim ödevin çok güzel oldugunu söyledi, resim ögretmenim yaptigim çalismanin sergiye katilacagini söyledi” Buna önerilen cevap “aman ne yapayim” “beni rahat birak, bugün çok yoruldum.” “Bahadir Bey beni arayacakti, aradi mi?” olursa buradan verilen mesaj nedir? Biz olsak ne hissederiz?
Kisi isterse ders çalismamak için pek çok bahane bulabilir. Ders çalismak için belli sartlarin olmasini bekliyor olabiliriz. Ancak bu sartlar bizim zihnimizdedir. Bunlari degistirebiliriz zaten iradenizi kullanarak pek çok seyi basardiniz. Bir kaç kez denedikten sonra istersek bu engelleri kaldirabiliriz.
Diyelim hava kararmadan ders çalismaya baslayamiyoruz, bu durumda kendimizi bunun dogru olmadigina inandirmaliyiz. Bir kaç kez hava kararmadan çalisirsak , bu engeli de zihnimize dogru mesajlar gönderirsek bertaraf etmis oluruz.

Ana Sayfa | Tanıtım | İdarecilerimiz | Öğretmenlerimiz | Etkinlikler | Fotoğraflar | İletişim | Sıkça Sorulan Sorular
©2006 MERSİN ATATÜRK ANADOLU TEKNİK LİSE, TEKNİK LİSE VE ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (324) 226 03 50 Faks: 0 (324) 226 03 50 E-Posta:156600@meb.gov.tr